İngilizce 2. El Kitap Alabileceğiniz Siteler

İngilizce bilmenin en güzel yanlarından bir tanesi dünya çapında kaliteli kitapları Türkçeye çevirilmesini beklemeden okuyabilmek. Bir kitabı orijinal dilinde okumak demek onu daha iyi anlamak demektir. Ancak maalesef ülkemizde bu kitapları orijinal dilinde bulmak oldukça zor. İngilizce kitap satan bir kaç tane güzel site mevcut ama her zaman her kitabı bulmanız mümkün olmuyor. Yurtdışından ise kitap almak genellikle pahalıya patlıyor çünkü bu ülkelerde kitaba hakettiği değer verildiğinden olsa gerek, biraz pahalı. Yine de demokraside çareler tükenmiyor. Yurtdışında ikinci el kitapları ücretsiz kargoyla evinize kadar gönderen siteler var.

Bir İnsan Neden İngilizce Kitap Okur?

  • İngilizce kitap okumak ya da okumamak için herkesin farklı sebepleri olabilir. Avantajları bana göre şunlar:
  • Bir kitabı anadilinde okumak eğer o dili biliyorsanız kitabı daha iyi anlamanızı sağlar. Çevirilerden kaynaklanan hatalardan ve belirsizliklerden korunursunuz.
  • Bildiğiniz bir dili unutmaktan kurtulur, kelime hazinenizi geliştirir ve düşünce gücünüzü artırırsınız. Boşuna denmemiş, bir dil bir insan iki dil iki insan diye.
  • Türkçeye kazandırılmamış kitapları da okuma şansına kavuşursunuz. Her kitap Türkçeye çevrilmiyor ya da çevrilse bile biraz geç kalabiliyor. Onları beklemek zorunda kalmazsınız.

İngilizce 2. El kitap Alabileceğiniz Siteler

Yurtdışından geldiği için bazı dezavantajları olsa da benim bizzat alışveriş yaptıklarım dahil, ücretsiz kargo hizmeti sunan siteler var. Bana göre tek dezavantajları ise teslimatın biraz uzun sürmesi. Olsun bu kadarcık denilebilecek bir kusur bu.

Better World Books

Tüm dünyaya kitap gönderen sitelerden bence en iyisi. Her zaman aradığınız kitabı bulamasanız da bulunan kitaplar genellikle açıklamasında belirtildiği gibi temiz ve kullanılabilir oluyor ve geç de olsa kitaplarınız sorunsuz bir şekilde elinize ulaşıyor. Bu site kitap okuma alışkanlığını yayma gibi güzel bir de misyon edinmiş ve ihtiyaç duyulan bölgelere ücretsiz kitaplar ulaştırıyor.

Book Depository

Bu site başlıkta belirtildiği gibi ikinci el değil sıfır kitaplar sayıyor ama fiyatlar oldukça uygun ve aradığınız kitapları bulmanız daha kolay. Bu site de dünyanın her tarafına ücretsiz kargo seçeneği sunuyor.

Amazon

Dünyanın en büyük alış veriş sitesinin kitap satarak işe başladığını biliyor muydunu? Amazon hala hem sıfır hem de ikinci el kitaplar satıyor ya da aracılık ediyor ama ücretsiz kargo seçeneğini bulmak zor ya da imkansız olabilir. En çok satan kitaplara buradan ulaşabilirsiniz:

Amazon Books

Ebay

Amazon gibi dünya devlerinden olan ebay’de de kitaplar satılmakta ancak yine kargo sorunu bu sitelerde de sizi bekliyor. Eğer kargo sorunu yaşamak istemiyorsanız ilk iki seçenek tam size göre.

2017 Yılı Okuma Listem

Selam,

2016 yılı başında kendime 100 kitap okuma gibi ütopik bir hedef koymuştum. Aslında yeni yıla başlama hızımı dikkate aldığımızda pek de ütopik sayılmazdı çünkü sadece ocak ayında 6-7 kitap okumuştum. Bu hız uzun sürmedi anlayacağını ve son beş altı aydır da kaydadeğer bir kitap okumadığımı da itiraf etmeliyim.

Velhasıl 2016 Yılında şu kitapları okumuşum:

Yani sayıca az ama değerce paha biçileme kitaplar okumuşum diyebilirim, Senden önce ben kitabı hariç. Onu pek beğenmedim, eleştirimde de bunu görebilirsiniz.

Şu kitapları ise listeye alıp okumamışım:

  • Son Konuşma – Randy Paush
  • Sıfırdan Bire – Blake Masters
  • Bülbülü Öldürmek – Harper Lee
  • Milena’ya Mektuplar – Franz Kafka
  • İnsanın Dört Zindanı – Ali Şeriati

Dolayısıyla bu kitaplar 2017 yılında ilk sıralara giriyor.

Şimdilik, 2017 okuma listem şu kitaplardan oluşuyor:

  • Son Konuşma – Randy Paush
  • Sıfırdan Bire – Blake Masters
  • Bülbülü Öldürmek – Harper Lee
  • Milena’ya Mektuplar – Franz Kafka
  • İnsanın Dört Zindanı – Ali Şeriati
  • Thinking Fast and Slow
  • Negotiate to Win
  • Guns Germs and Steel
  • Homo Deus
  • Uçurtma Avcısı
  • Caner Taslaman Külliyatı

Tavsiyeleriniz olursa yorum kısmında belirtmeyi unutmayın…

 

 

Evren ve Einstein (The Universe and Dr. Einstein) – Lincoln Barnett

albert-einstein

Bay Zeka: Albert Einstein

1949 yılında yayımlanan (elimdeki basım da bu tarihe ait) Einstein hakkındaki bu kitaba, o zamanlar sağ salim olan ve belki de kariyerinin zirvesinde olan Einstein önsöz yazıyor ve kitabı şöyle tanımlıyor:

“Soyut bilimsel konuları popüler bir şekilde sunmaya çalışan herkes bu tür bir denemenin ne kadar zor olduğunu bilir. Kişi ya sorunun özünü gizleyerek ya da okuyucuya yüzeysel açıları veya belirsiz kinayeler sunarak, böylece okuyucuda anlamın yanıltıcı ilüzyonunu uyandırıp yanıltarak anlaşılır olmayı başarır. Ya da tam tersi, sorunun eğitimsiz insanlar tarafından anlaşılamayacak  uzman bir açıklamasını yapar böylece okuyucu konuyu takip edemez ve daha fazla okumaktan uzaklaşır.

Eğer bu iki kategoriyi günümüz bilimsel literatüründen çıkarırsak geriye şaşırtıcı derecede az kitap kalır. Ancak bu kalanlar çok ama çok değerlidir.”

Üstad kitabı bu şekilde değerlendiriyor. Einstein’dan daha güzel bir değerlendirme yapamayız herhalde.

Kitap tıpkı Einstein’ın dediği gibi bilimi sıradan insanlar tarafından anlaşılır kılacak çok ama çok değerli bir kitap. Lise düzeyinde bir kişi bu kitabı çok rahat okuyup anlayabilir ve evren ve temel fizik kanunları hakkında tartışma yapacak, sorgulayacak düzeye gelebilir. Yani, lise bitmeden okunması gereken kitaplar listesinin ilk sıralarına konulması gereken kitaplardan birisidir bu.

Kitap, Einsten’a gerekli değeri vererek ve onun bilim dünyasındaki önemini sadece tarihe damga vurmuş kişilerin heykellerinin bulunduğu Riverside Kilisesinde heykeli bulunan bilimadamları arasında o dönem yaşayan tek bir kişinin, Einstein’ın bulunduğunu belirterek ifade ediyor.

Sonra Einsteinın teorilerinin gelişimi aşamasına geçiyor, kimlerden etkilendiği, neyi değiştirdiği. Işık, kuartz ve evren hakkındaki teorilerin gelişimi ve evrenin başlangıcı bugünü ve geleceği ile ilgili sır dolu teoirileri bir çocuğun bile anlayabileceği bir dille anlatıyor.

Türkçesini bulabilirseniz mutlaka okumanızı tavsiye ettiğim bir kitap. Ayrıca bu kitabı bana hediye eden değerli meslektaşım Mine ATAŞ‘a tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

Eyvallah!

 

Babaya Mektup – Franz Kafka

Kafka‘nın kitaplarını okumak için sıraya koymak isteseydik, Babaya Mektup kitabını ilk sıraya almamız gerekirdi çünkü Kafka’nın kendini ve içinden geçtiği psikolojik durumları anlattığı için diğer tüm kitaplarının altyapısını tahlil edebileceğiniz, kitaplarında bolca kullandığı simgeleri daha kolay anlayabileceğiniz bir seviyeye gelmenizi sağlayacak bir kaynaktır bu kitap.

Ve bir de yalnızca sokmakla kalmayan, aynı zamanda hayatını sürdürmek için kan emen böceklerin savaşı. Asıl paralı askerler bunlardır ve sen busun. (Babaya Mektup, S.67.)

Kafka, geçirdiği bir akciğer rahatsızlığı yüzünden uzunca bir süre işinden izin alır ve dinlenmeye çekilir. Bu esnada bir kızla nişanlanmış ve evlilik hazırlıkları da yapmaktadır ne var ki babası bu evliliği onaylamaz. Kötü günler geçiren Kafka, babasına karşı çocukluğundan başlayarak tüm duygularını içeren bir mektup kaleme alır. Ancak mektubu babasına göndermesi mümkün olmaz.

Praglı Yahudi kızların iyi anladığı üzere, özellikle seçilmiş bir bluz giymişti herhalde, sen de bunun üzerine onunla evlenmeye karar verdin. Hem de apar topar, bir hafta içinde, yarın, bugün. Seni anlamıyorum, yetişkin bir insansın, şehirde yaşıyorsun ve hemen evlenmekten başka birşey gelmiyor mu aklına. Başka ihtimaller de yok mu burada? Eğer bundan korkuyorsan seninle birlikte gelirim. (Babasının Kafkaya cevabı – Babaya Mektup, S.60.)

Daha sonraları anlaşılacağı üzere babası Kafka için çok önemlidir ve yazdığı tüm kitapların özellikle de Dönüşüm kitabının konusu babasıyla olan ilişkisidir.

Mektupta Kafka, babasının yaptığı her hareketin onda ne gibi etkiler bıraktığını ayrıntılarıyla ve tek tek anlatır. Aralarındaki ilişki özetlemek gerekirse babasının beklentilerini yerine getiremeyen bir oğul ve bu durumdan dolayı oğlunu sürekli suçlayan bir babanın ilişkisinden ibarettir. Baba, karakter olarak güçlü, fiziksel olarak iri ve sağlam biridir. Otoriterdir ve çevresinde saygı gören ve sözü geçen biridir. Oğlunun d kendisi gibi olmasını istemesi ise durumları zorlaştırır ve tabiri caizse ters teper.

Şimdi yalnızca bu samimiyetsizliğinle bile üç şeyi kanıtladın; birincisi, kendinin suçsuz olduğunu, ikincisi, benim suçlu olduğumu, üçüncüsü büyüklüğün sayesinde yalnızca beni affetmeye değil, üstelik bir de – daha fazlasını ve daha azını- benim de tabii ki hakikatin aksine, suçsuzluğumu kanıtlamaya ve kendini buna inandırmaya hazır olduğunu. (Babaya Mektup, S.67.)

Bu kitap sadece Kafkanın kişiliğini anlamak için değil dönemin yahudi cemaatinin yaşanılan gelişmeler sırasında yaşadığı kuşak çatışmasının da detaylarını anlamak bakımından önemlidir. Belki de bu sebepten Kafka babasına yazdığı bu mektubu yayımlamaya karar vermiştir.

Tavsiye olunur!

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği – Milan Kundera

Henüz çocuk yapmak istediğim kadını bulamadım. Meğer o, sevdiğim kadın ola! Çünkü seni seviyorum ey sonsuzluk, çünkü seni seviyorum ey sonsuzluk!

Ne kadar romantik bir söz değil mi? Madem, bir ömür boyu birlikte yaşayacaksın, o zaman sevdiğin bir kadın olsun. Ama bir sözü Nietzsche söylüyorsa, romantizmden fazlasını aramak gerekir o cümlenin anlamında. Netzsche’yi tanıyanlar bilir ki bu söz romantizmden çok bengi dönüş kavramı ile ilgilidir. Yani, şu an yaşadığımız her şey, yaptığımız her tercih sonsuz yaşam içerisinde sonsuz defa tekrarlanır. O yüzden bir tercih yapacaksan ona göre yapmak gerekir. Aslına bakarsanız, şimdi daha bir romantik oldu söz…

Varolmanın dayanılmaz hafifliği Nietzschenin bu düşüncesinden esinlenilerek yazılmış belli ki, kitabın ismi de Nietzsche’nin şu sözünden geliyor olsa gerek:

sonsuza kadar yinelenme düşüncesi. yüklerin en ağırı diyor, nietzsche. bu yüzden hafiflik/ ağırlık karşıtlığı bütün karşıtlıkların en gizemlisi, en çift anlamlısıdır.

Yazarımız daha girişte dikkatimizi çekmeyi başarıyor, zaten Nietzsche ismi gelmiş geçmiş en popüler filozof olarak dikkat çekmek için yeterli bir unsur. Ancak, giriş sayfası ile beklentileri yükselten yazar uzunca süre sizi aradığınızı bulma konusunda hayal kırıklığına uğratabilir.

Şahsen, kitabın 70. sayfalarında iken, ” evet yazar felsefe biliyor anlaşılan ama bunu iki de bir göümüze sokmasına gerek yok” diye düşünüyordum zira girişteki o tezler biraz askıda kalmıştı.

Sonra bir yerlerde a priori kelimesini gördüm ve dedim ki ” tamam bu adam felsefe bildiğini kanıtlamaya çalışıyor bize”… Tam nerde kaldı bizim bengi dönüş derken, bir sonraki sayfada yazarımız bir şeyler unutmuş da eklemiş gibi bir sayfa yapıştırmış oraya…

Kitabın en güzel bölümleri ise kitabın ortasından sonra başlıyor, önceleri yazarın gözümüzün içine içine soktuğu felsefe kırıntıları bu sayfalardan sonra öyküye sinerek doğal bir anlatım oluşturuyor. Çelişkilerin de zirveye çıkmasıyla hikaye tadından yenmiyor doğrusu.

Sonuç olarak, kitabı beğendiğimi belirtip tavsiye listem ekliyorum. Yeri gelmişken de kitabı bana hediye eden Beyza Sel‘e çok teşekkür ediyorum tekrar!