Yazdım, Sildim; Yazdım Sildim; Yazdım Sildim; Yazdım Sildim: ….

Bilirsiniz ya da bilmezsiniz, üniversite yıllarından beri çeşitli adreslerde günlükler yazdım… Blog alemi henüz yeni başladığında ben blog yazardım. Ama yıllar sonra okuduğum hiç bir yazımı beğenmedim. Her yazı ben de ya utanç duygusu, ya da acaba bu saçmalığı okuyan oldu mu acaba sorusuna yönelik pozitif ihtimalin suçluluk duygusu vardı.

Ya birilerine küfrettim, ya da az önce bahsettiğim sebeplerden dolayı ya da kendi yazılarımı beğenmediğimden hep sildim. Sürekli adres değiştirdim. Binlerce duygu, binlerce hatıra belki bu yüzden tarih sayfalarına gömüldü. Ama hiçbir zaman da vazgeçemedim yazmaktan.

Bazen her şeyi bildiğim anladığım hissine kapıldım, her konuda olmasa da yazdığım konularda kendimi uzman bildim. Bu durumlar kısa sürdü, sonra kendi uzmanlığımdan utandım, ne kadar cahil olduğumu anladığımda geriye kanıt bırakmamak için sildim yazdıklarımı…

Terapi niyetine kullandım bazen… Yazmak gerçekten işe yarar. Ama bu da pek iyi fikir değildi tabii, yine sildim yazdıklarımı. Geriye hiçbir şey kalmadı…

Hani diyor ya, Diş ağrısına benzer bir zevk veriyor yazmak bana, o yüzden yine yeniden ısrarla yazıorum bu yazıyı, gelecekte sileceğimi bile bile…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: