Neden Sadece Prime Lens?

Neden Sadece Prime Lens?


Hemen herkes gibi bende fotoğrafa çevremdekilerin yönlendirmesi ile 18-55mm kit lens ile başladım. Fotoğraf çekmeye yeni başlayanlara söylenen, ama bence oldukça yanlış bir söz vardır, “Sen bu lensi al, baktın çekmeye devam ediyorsun, sonra ne istersen, ihtiyacına göre alırsın”. Ben de bu yanlışa düşen biri olarak sizlere neden prime lense döndüğümü anlatmak istedim.

Aslında fotoğraf çekebilmek biraz değil, baya baya cebi yoran bir hobi…Eğer hobi amaçlı fotoğraf çekiyorsanız gerçekten de çok fazla para harcamadan half-frame body kullanıyorsanız 17-50 2.8, full-frame kullanıyorsanız da 24-70mm 2.8 zoom lens alıp çok rahat istediğiniz her şeyi çekebilir, yanına da half-frame için 55-200mm, full-frame için de 70-200mm 2.8 lens alıp seriyi tamamlayabilirsiniz.

Bende tam olarak böyle yapmıştım zaten. 1 sene Nikon 5000 ile devam edip sonrasına full-frame bir makinaya geçince 24-70,70-200 seti tamamlayıp mutlu mesut fotoğraf çekmeye devam etmiştim. Tabi bu seti toplamak için harcadığım parayı da düşününce mutsuz olmak gibi bir ihtimal de yoktu zaten.

Ama insan fotoğraf çektikçe derinleşip neleri çekmekten keyif aldığını fark etmeye başlayıp, ister istemez kadrajını ve tekniğini geliştirme ihtiyacı duyuyor. Eğer siz de benim gibi genellikle insan, sokak ve portre çekmekten hoşlanıyorsanız bir süre sonra prime lensler aklınızı kurcalamaya başlıyor. Kaldı ki artık internet sayesinde gün içinde o kadar çok fotoğraf görüp, inceliyoruz ki, bu yoğun fotoğraf bombardımanı sırasında prime lensler ile çekilen fotoğrafların daha keskin, daha canlı olduğunu fark etmemek pek de mümkün değil.

Zaten insan heves edip incelemeye başladığından prime lenslerin bazı avantajları olduğunu fark ediyor;

  • Hızlılar. Zoom lenslere nazaran çok daha çabuk odaklanabiliyorlar.
  • Daha hafifler. Ama tüm setinizi prime lenslerden oluşturmuşsanız, 2 tane zoom lens ile dolaşmak varken, bu sefer 2-3 tane prime lens taşımak zorunda kalabilirsiniz. Çok sık lens değiştirmek de bezdirmeye başlarsa, 2. bir body de taşımanız gerektiğini akılda tutmak lazım.
  • Uygun fiyat
  • Daha Sığ Alan Derinliği. 1.4, 1.8 diyagram açıklıkları sayesinde daha sığ alan derinliği ve ışığın az olduğu yerlerde daha az iso avantajı ve takibi keskinlik.

Aslında prime lenslerin avantaj veya dezavantajlarını ben çok da fazla kafama takmadım. Ben keskin fotoğraflarım olsun, kadrajım gelişsin ve daha da sığ alan derinliğim olsun diye bir anlık kararla 24-70mm 2.8 lensimi satıp, Sigma 35mm 1.4 Art alıverdim. 35mm’i seçmem de ki amacım, hem nispeten geniş açılı kadrajları çekebileyim, hem de birkaç adım geri gittiğimde 50mm olarak da kullanabilmek içindi.

Sigma 35mm 1.4 Art

Sigma 35mm 1.4 Art inanılmaz keskin, hızlı ve verilen paranın her kuruşunu hak eden çok başarılı bir lens. 35mm kullanırken 24-70’nin eksikliğini asla hissetmedim. Yukarıda da belirtiğim gibi, bir adım ileri-geri giderek istediğim kadrajı oluşturup, inanılmaz keskin fotoğraflar elde etmeyi başardım. Bir süre sonra sadece tek lens kullanmanın dezavantajını da yaşamaya başladım…Daha geniş açıya ihtiyacım vardı. Bu sefer de 35mm’i satıp, yerine Sigma’nın 24mm 1.4 Art serisi lensini aldım.

Sigma 24mm 1.4 Art

Sonrasında ise Sigma 50mm 1.4 Art ve Sigma 135mm 1.8 Art lenslerini de ekipmanlarımın arasına arasına katarak elimde ki tüm zoom lensleri çıkararak tamamen prime lense döndüm. İnanın eliniz ve gözünüz alışınca prime lens ile fotoğraf çekmek hem çok zevkli, hem de çok öğretici. Bir kere fotoğrafı çekmeden önce düşünmenizi tetikliyor ve alışkanlık kazandığınızda bu düşünme anı bir süre sonra refleks haline gelip biranda olup bitiyor. Hangi lensi kullanmanız gerektiğini bir süre sonra otomatik olarak karar verebiliyorsunuz.

Sigma 135mm 1.8 Art

Eskiden tek prime lens kullandığım zamanlarda aslında işler nispeten daha rahattı. Bir prime lensim vardı, geniş açı için kullanıyordum. Portre ve sokak çekerken artık kadraja neleri sığdırabiliyorsam onu çekiyordum. Tele için de 70-200mm kullandığımdan aklım sadece ikiye bölünmüştü. Şimdi üç prime lens ile dolaştığımdan neyi neyle çekmem gerektiği ilk zamanlarda sıkıntı olabiliyordu ama, dediğim gibi zamanla bu seçim yapma işi otomatiğe bağlanıyor. Çıkan sonuçlarda fena olmayınca ben bu işi kotardım diyebiliyorsunuz.

Tek başınıza fotoğraf çektiğinizde çok fazla sıkıntı olmuyor ama arkadaşlarınızla fotoğrafa çıktığınızda ister istemez onların kadrajını bozabiliyorsunuz. “Ben prime ile çekiyorum, bi girip çıkayım mı” dediğim zamanlar oldukça fazla oluyor. Tüm bunların dışında 1.4 f değerine çıkabilmek, çok hızlı netlemesi ve keskinliği ile prime lens kullanmak gerçekten çok zevkli aslında. İnternetten çok fazla araştırma yapıyorum. Ustalar hangi ekipmanları kullanıyor, nasıl çekiyorlar diye. Steve Mccurry olsun, Sebastiano Salgado olsun, hepsi fotoğraf yaşamlarının bir kesitinde mutlaka prime lens kullanmışlar ve bu lensler ile aralarında hep özel bir ilişkileri olmuş. 20mm, 24mm, 35mm, 50mm, 85mm, 135mm her zaman çantalarında olan prime lensler. Tek vazgeçemedikleri zoom lens ise 70-200mm.

Görüldüğü gibi prime lens kullanmak nispeten zor, bunu kabul etmek lazım. 1.4’ler de fotoğraf çekmek de uzmanlık gerektiyor. Netliği kaçırırsanız fotoğrafın çöp olma ihtimali oldukça fazla. Sık sık lens değiştirmek zorunda olmayı da sayarsak gözünüzü baya baya korkutmayı başardım demektir. Ama tüm bu zorluklara rağmen zoom lenslere nazaran teknik olarak daha iyi bir lens kullandığını bilmek, netlik, hız, hafiflik, keskinlik, daha sığ alan derinliği gibi avantajlarını düşünürsek kesinlikle denemeye değer olduğunu düşünüyorum.

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.