Kapitalizme Çelme Takmak

Gözünüzü çevirdiğiniz her yerde reklam görmekten bıkmışsınızdır. Gelen SMS mesajlarından…  Tüm bunlar acımasız pazarlama tekniklerinin bir sonucudur, insanları tüketime yönlendirmek ve onların ellerinde avuçlarında ne varsa sömürmek için uğraşırlar. Tek amaçları vardır bunların ; daha fazlasını kazanmak. Bu kapitalizmdir ve biz bunu her fırsatta eleştirir şikayet ederiz.

Geçenlerde paylaşılan bir söz dikkatimi çekti bu konuyla ilgili:

Eskiden sadece çalışırken zamanımızı çalanlar, artık boş zamanımız için de rekabet halindeler.
Sinemaya mı gitsek, diskoya mı?
Yoksa ucuz bir tatille İtalya’ya mı?
Çünkü
Sırtını bir ağaca dayayıp yüzünü güneşe çevirmek Kapitalizme baş kaldırmaktır.
Uzanıp çimenlere bulutları seyretmek, kurulu düzene karşı en tehlikeli isyandır.
Herkes böyle beleşe kafa dinlerse Kapitalizm çöker.
Otel sahiplerinin, tur operatörlerinin, garsonların, komilerin velhasıl bütün sadık ve çalışkan kölelerin
üretme ve tüketme haklarını kimseye bedavaya yedirmez Kapitalizm. (Emre Yılmaz)

Ne kadar haklı değil mi, aslında çimlerin üzerine uzanıp gökyüzünü seyretmeyi göze alabilsek tüm sorunlar yok olup gidecek. Arkadaşlarımdan biri de buna benzer şeyler düşünüyordu. Bisikletçidir kendisi ve bu alıntının üzerine şu cümleyi söyledi:” Hadi o zaman bisikletlerimizle doğaya pedallayarak kapitalizme çelme takalım.” Elbette güzel fikirdi, en azından güzel bir başlangıç olabilirdi bisikletlere verdiğimiz binlikleri unutabilsek.

Hobbes’un meşhur “doğa durumu” felsefesi vardır. İnsan tüm kurallardan arındırılmış şekilde doğada kalsa ne olur? Onun cevabı şudur, eğer insan bu şekilde doğa durumunda kalsa vahşi bir hayvandan farksız bir şekilde hareket eder, onun hareketlerine yön veren iki duygu vardır, zevk alma ve acıdan kaçınma. Zaten şu anda uygulanan tüm kurallar da bu iki dürtüden dolayı vardır. İnsan öldürülmekten korktuğu için diğer insanlarla anlaşma yoluna gitmiştir. Bunun dışında kalan her şey güçlü olanın kazandığı bir rekabetten başka bir şey değildir ve bunun adı da günümüzde kapitalizmdir.

Yani sürekli şikayet edip durduğumuz şey, kapitalizm aslında insanın doğasında vardır ve insan olduğu sürece kapitalizm şu ya da bu şekilde devam edecektir.

“Hani şu bizi sürekli tüketime sürükleyen bir şeyler almamız için bizi taciz eden reklamlar ve pazarlama teknikleri vardı, onlar ne olacak? Kapitalizm doğalsa bunlar da mı doğal? ” diyebiliriz elbet. Bu konuda da şunlar söylenebilir, insanın doğasında zaten kendisini diğerlerinden farklı gösterme eğilimi vardır. Bu insanın doğa durumundaki güçlü olma güdüsünden gelir. Pazarlama teknikleri ise sadece bunları açığa çıkarabilirler. Karşılıklı bir durumdur anlayacağınız. İnsan sürekli bir şeyler satın almak ister, şirketler bir şeyler satmak ister. İki taraf birbirini besler durur.

Peki kapitalizmi dizginlemenin bir yolu yok mudur?

– İnsanın farklı olma –  güçlü olma güdüsünü (aç gözlülüğünü) yok etmedikçe kapitalizmi dizginlemenin bir yolu yoktur.

Peki, insanın aç gözlülüğünü yok etmek mümkün müdür?

– Hayır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: