İnsan Kazanmak Üzerine

Bazı şeyler vardır ki, din dil ırk fark etmez; tüm insanlar için aynı değerleri ifade eder. Mesela hırsızlık (bazı uç inanışları saymazsak) tüm insanlar için yapılması kötü olan bir şeydir. Sevgi, tüm dinlerde vardır ve güzel olan bir hissi ifade eder. nefret tüm inanışlarda zararlı bir duygudur….

İnsanlığın ortak doğruları vardır ve insanlığın temeli bu doğruların üzerine kuruludur ve her insanda bu doğruların bir kısmı bulunur. Bir inanışta geçtiği gibi:” Her iyinin içinde bir kötülük, her kötünün içinde bir iyilik bulunur.” Öyleyse bir insanı, iyi ya da kötü diye etiketleyip ona göre tavır almak yanlıştır. ( Bunları yazarken bir ilkokul çocuğuna bir şeyler anlatıyormuşum gibi hissettim doğrusu…)

Buraya kadar okuduklarınıza iddiaya girerim hepiniz katılıyorsunuz. Ama uygulamaya gelince bazı çekincelerim var. Mesela kendini engin derecede hoşgörülü, fikirlere sınırsız derecede saygılı, yerine göre tarafsız olan bazı arkadaşlar uygulamada kendi fikirleri dışındaki fikirleri doğru kabul etmeyi bırakın dinlemeye bile tenezzül etmeyebiliyor.

Özellikle toplumumuzun bir kısmında, ki bu çoğunluğa tekabül etmekte, kendi söylediklerinin daha doğrusu inandıklarının kesinlikle doğru olduğunu düşünme eğilimi var. Aslında buraya kadar sorun yok da, kendisi gibi düşünmeyen herkesi kötü ve düşman ilan edebilen bir yaklaşım bu.

Son zamanlarda ortaya iyice çıkan ve tarihin çeşitli evrelerinde başımıza bela olan toplumsal bölünmeleri, sağ sol çatışmalarını, alevi sünni gerilimini, Türk – Kürt mücadelesini hatırladınız mı? Aynen böyle şeyler. Sen haklısındır ve geri kalan herkes yanlış ve düşmandır o kadar. Dolayısıyla onlara istediğin her şeyi söylemekte ve yapmakta özgürsün.

Toplumdaki bu yanlış inanış malesef kaynağını yanlış bir şekilde İslamın yanlış anlaşılmasından kaynaklanıyor. Sonuçta İslam dininin iyiliği yaymak ve kötülüğü yok etmek gibi bir misyonu var, bunu kabul etmemek dinden çıkmaktır. Ama bu çoğunlukla şöyle anlaşılıyor; İslam dini (bize öğretilen çoğu batıl inançları da içererekten) kesin doğruları getirmiştir. Başka doğru olması imkansızdır. Dolayısıyla müslümanlar haricindeki insanların savundukları yanlıştır ve bu yüzden gerektiğinde onlara hakaret etme, dışlama ve hatta zarar verme yetkisine sahibiz.

Karşı tarafın da aynı sebepler yüzünden Müslümanlara saldırması ve aynı şekilde zarar verme yetkilerinin olduğunu iddia etmesine yanlış diyebilir misiniz?

– İyi de ben doğruyu söylüyorum

– Kendine göre doğru olanı söylüyorsun. O da kendine göre doğru olanı söylüyor.

Yanlış anlamanın kaynağı çoğunlukla şurada aslında, İslamın misyonu kötüyle savaşıp iyiliği yaymak değildir. İslamın misyonu kötülükle savaşmaktır. Kötü insanları ise İslama kazandırmaktır. Yoksa düşünsenize, bir kişiyi önce düşman ilan edip sonra da kazanmaya çalışmayı…

Malesef, bir çok cemaat ve İslami ideolojinin savunduğu bir düşünce tarzı bu ve oldukça yaygın. Ki bu insanlar kendilerinin İslamı anlatmak ve yaymakla yükümlü tutuyorken.

Bana göreyse insan kazanmanın ilk şartı ona karşı ön yargılarınızı kırmaktır. Böylece ortak doğrularınızı (yukarıda bahsettiğimiz) konuşma şansınız olur ve bu onunla iletişim kurmanın ve kendini ona kabul ettirmenin ilk şartıdır.

(Konu biraz dağıldı ama umarım mesajım anlaşılmıştır)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: