Gün gelir!

gün gelir, yaşayacağın gün gibi ortada olan o günü yaşarsın. Hiç beklemiyormuş gibi şaşırır, hazırlıksız yakalanırsın. Öyle bir andır ki zaten bu ne gelişini engelleyebilirsin, ne de önlem alabilirsin. Tek yapabileceğin şey acısına katlanıp geçmesini beklemektir.

Gün gelir, teslimiyet ve isyan Arasında mekik dokur yüreğin. Bir Tarafın inanmak ister bunların hepsinin daha iyi bir sebep için olduğuna, diğer Tarafın isyan eder birbirini takip eden belki de birbirinin aynısı talihsizliğine. Yine yapacak bir şeyin yoktur, krizin geçmesini beklersin.

Gün gelir, nefrete dönmeye Başlayan içindeki sevgi, eski bir tanıdığı görünce başkasının kollarında hayranlığa dönüşür. Ne kadar da güzel birini sevmiştim zamanında dersin. Tüm yaptıklarını affedersin. Yine yapacak bir şey yoktur, yüreğinden gitmesini beklersin.

Gün gelir, her şeyi anlarsın. Kara bulutlar dağılır bilinç Dağı’nın Üzerindeki. Serin bir Meltem söndürür isyanlarını. Umut belki de huzura dönüştürür mazimin yangınlarını. 

Şimdi, geçmesini beklerken uykusuz gözlerinle geçmesini bu anların, belki bir gün hiç bir şey hatırlamazsın. Öldürmeye çalışırken fotoğraflardaki anıları, belki bir gün sadece öldüğünle kalırsın.

Öldüm Ulan 

Sancıyan gecelerin ağırlığınca girdim hastalıklı uykularıma.
Başucumda acabalarla beynime inen saat tik takları,
Kalk git ona der gibiydi.
Dokunsan kar gibiydim parmaklarında.
Kopsan, buzul…
Acının negatifi basıyor sözlerimi.
Öldüm ulan üşümekten! Kapat/sana gözlerimi.

Vapursuz bir iskele gibi kaldım. 
Mutedil dalgalı yorgunluğum.
Soysuzlaşan bir yanılgı gibi kıvrandım deliliğin biz, aşkın; sen halinde.
Meğer uçuruma yaslanmışım.
Düşünce anladım.
Girdabının burgusunda söndürmüşüm közlerimi.
Öldüm ulan düşmekten! Kapat/sana gözlerimi.

Gittin; sanki Annem öldü.
Gittin ve beni kendime uğurladın.
Kimse kendine benim kadar yoksul değildir.
İnsan kendini kendisizlikte nasıl bulur?
Bir haciz gibi girdiysen içime,
Bu benim kendime olan borcumdandır.
Sanki bir kuş gagalıyor beynimi.
Öldüm ulan düşünmekten! Kapat/sana gözlerimi.

Yaşamla aramı açacak yaralara göz yumuyorum.
Sana ağır yaralanmayı seviyorum.
Kan kaybından gülüyorum.
Dramlardan çalınmış bir ölüm gelir şimdi suzinak makamında.
Aşk yapışmıştı o gece boğazıma.
Kurtulsam ölecektim.
O yüzden aram açık aramla…
Nicedir oyunbozanım; susuyorum sözlerimi.
Öldüm ulan küsmekten! Kapat/sana gözlerimi

Her gemide bir fırtına izi saklıdır.
Bundandır kendi gözyaşlarımızda boğulmalarımız.
Saçların ağlıyor mu hala bilmiyorum ama kayboluyorsan dallarında,
Bu senin kendine sarmaşıklığındandır.
Bir kişinin yalnızlığının kaçla çarpımıdır iki kişinin yalnızlığı?
Ve kaç yalnızlık çıkar bir kişinin yalnızlığından?
Sus! Biliyorum.
Yalnızlık yokluğun avuntusudur.
Binlerce gündür boğazıma usturayım.
Özgürlükte çürüyor uçurtmamın çıtaları.
Dua et de ölümün farkına varmadan ölelim.
Öldüm ulan ölmekten! Kapat/sana gözlerimi. 

Kahraman Tazeoğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: