Fotoğraf Kompozisyonunda ilgi merkezi

Fotoğraf Kompozisyonunda ilgi merkezi


Fotoğrafı izleyen birinin ilk dikkatini çeken öğe, ilgi merkezi olmuş olur ama bu bizim planladığımız öğe değilse o zaman birşeylerin ters olduğunu düşünmeye başlamalıyız. İzleyenin bizim istediğimiz öğeye öncelikle odaklanması için, bu yazı dizimizin bundan sonraki bölümlerinde bahsedeceğimiz yöntemleri kullanarak, ilgi merkezi olarak düşündüğümüz öğeyi ön plana çıkarmalıyız ama öncelikle ilgi merkezi konusunu biraz daha açalım.

Her fotoğraf görsel bir anlatı sunar. Bu anlatı bir hikaye olabileceği gibi, göze hoş gelen bir görüntü de olabilir.

Eğer anlatılan hikaye ise bu çok yalın bir hikaye olabileceği gibi, çok karmaşık, alt metinlere sahip bir hikaye de olabilir. Fotoğrafçının görevi hikayesini olabildiğince açık bir şekilde izleyene aktarabilmektir. Eğer fotoğrafçının tercihi alt metinler sunmak, izleyeni düşündürmekse çok yalın bir anlatım kullanmayı tercih etmeyebilir. Her hikayenin en azından bir tane ana öğesi olduğu gibi fotoğrafta da en azından bir tane görsel öğe bulunur. Görsel öğe sayısı çok olduğunda hikaye sayısı artabilir ama bu hikayelerden bir tanesinin daha baskın olması, ana hikaye olması beklenir.

Digital Admiration @ Nick
Digital Admiration (Sayısal Hayranlık) @Primplan

Primplan’in fotoğraf altı metni: “Lately, I have been fascinated by how people interact with art. Is it possible to experience art by taking pictures of it? Even if the quality of the reproduction is questionable, is a picture of a Van Gogh that YOU took better than the flawless reproductions in art books (or the internet for that matter)? If you can’t touch it, smell it, and, God forbid, get close to it (unless you want to hear the alarm beep), can you make a piece of art more personal by snapping it?”
Çevirisi: “Son zamanlarda insanların sanat ürünleri ile nasıl etkileştiğini gördükçe ağzım açık kalıyor. Sanat ürününün fotoğrafını çekerek onu hissetmek mümkün müdür? Röprodüksiyon kalitesi tartışmaya açık olsa da, SİZİN çektiğiniz bir Van Gogh fotoğrafı kitaplardaki çok başarılı röprodüksiyonlardan daha mı iyidir? Dokunamıyorsanız, koklayamıyorsanız ve yaklaşamıyorsanız, Allah korusun, (eğer alarm sesi duymak için gitmediyseniz tabii), şipşakçılık ile bir sanat eserini kişiselleştirebilir misiniz?”

Primplan’ın fotoğrafı ve açıklaması aslında çok şey anlatıyor. Belki de ‘oradaydım’ hissini yakalamak için çekiliyordur bunlar yani ‘gittim ve gördüm’ karesi diyebiliriz. Bunu düşünmeyi size bırakıyorum 🙂 Peki burada ilgi merkezi nerededir, hangi öğededir? Cevaplaması gerçekten zor çünkü karedeki tüm elemanlarla tek bir hikaye anlatılıyor. Rengarenk yapısı ile Van Gogh’un Yıldızlı Gece tablosu daha ön plandaymış gibi dursa da, o ve onu sayısal olarak fotoğraflamaya çalışan bayanlar hikayede eşit bir öneme sahipler. Yani benzer ağırlığa sahip ilgi merkezleri tek bir fotoğrafta yer alabilirler.

Anlatılanın hikaye olmaması durumu biraz daha karışıktır çünkü göze hoş gelen görüntü aynı anda çok fazla görsel öğeyi barındırabilir. Burada fotoğrafçının önceliğinin bir öğenin ön plana çıkarılması mı yoksa tüm sahne mi olduğu önem kazanır. Bir öğenin daha ağırlıklı olması isteniyorsa bunu sağlamak için önlemler alınmalıdır. Tüm karenin bütün olarak öncelikli olduğu karelere en güzel örnek genel manzara fotoğraflarıdır.

© Rui Palha
© Rui Palha (Lizbon/Portekiz)

Şüphesiz üstteki karenin ilgi merkezi, diyagonal konumlanmış yüzeyde yağmur ile oluşmuş su damlaları ve birikintisidir. Bunda hem bu bölümün fotoğraftaki yerleşimin, hem de keskinliğin etkisi var. Bunu belirttikten sonra belirtmeden geçemeyeceğimiz diğer konu ise fotoğrafta ikincil bir ilgi merkezinin daha olduğudur: şemsiye ve onun taşıyıcısı.

Dikkat ederseniz su birikintisinden hemen sonra gözünüz o öğeye geçiyor ve bu, su birikintilerinin kaynağının yağmur olduğunu anlatıyor yani fotoğraftaki bütünlüğün de bir parçası. Bu kare hikaye içeriyor da diyebilirsiniz ama bana göre görsel anlatıma sahip olsa da, yağmuru anlatsa da, derin bir hikaye barındırmıyor.

Kaos @Cenk Tamay
Kaos @Cenk Tamay (İstanbul/Türkiye)

Yukarıdaki fotoğrafta Bursa’dan bir şehir manzarası ve hatta bir şehir dokusu mevcut. Genelde çatıların ton benzerliği söz konusu ama ara ara binaların cepheleri de görünür oluyor ki ilk etapta çatılardan ziyade açık renkli bu cephelerin dikkatinizi çektiğini farkedeceksiniz. Bu konuda en baskını da yatayda solda, dikeyde ortada yer alan bina olacaktır. Ben her bakışımda hemen ilk gözüme o bina çarptı. Yani buradan çıkarabileceğimiz sonuç, fotoğrafçı her ne kadar ilgi merkezi olsun istemiş olmasa da bazı öğeler özellikleri karenin genelinden farklı olursa ilgi merkezi haline gelebilirler.

Özet olarak ilgi merkezi, izleyicinin fotoğrafa baktığında ilk dikkatini çeken şeydir. İlgi merkezini doğru oluşturmak için şunları kullanabiliriz:

  • Parlaklık ve kontrast: İnsan algısı kontrast farkına oldukça duyarlıdır ve bir fotoğrafta genel parlaklıktan daha farklı parlaklıkığa sahip bir alan varsa bu hemen ilgi merkezi haline geliverir. Flaş kullanımı ile kimi alanların daha parlak olması hepimizin karşılaştığı bir durumdur. İşte ışığın genelden daha güçlü düşerek parlattığı bu bölümler izleyenin dikkatini kendine çekmekte oldukça başarılıdır. İzleyenin dikkatinin dağılmamasını istiyorsak fotoğraflarımızda parlak alanların bulunmamasına dikkat etmeliyiz. Bunu kendi lehimize kullanmamız da mümkündür ki bunu bir önceki yazımızda anlattığımız leke bölümündeki örneklerde görebilirsiniz. Gelecek yazımızda detaylı anlatacağımzı kontrast, öğeleri birbirinden ayırabilmek oldukça gerekli bir öğedir.
  • Renk kontrastı: Bunu da gelecek yazılarımızda anlatacağız ama özetle birbirine zıt renklerin kullanımı ile ilgi merkezi oluşturma imkanına sahibiz diyebiliriz. Fotoğrafta ilgi merkezi olmasını istediğimiz öğeyi renkli, geriye kalan öğeleri siyah beyaz kullanarak ilgiyi doğrudan bizim istediğimiz öğeye çevirebiliriz.
  • Keskin alanlar: ‘Derinlik ve sınırlı keskinlik’ bölümünde detaylı anlatacağımız keskinlikle ilgi merkezi oluşturabileceğimiz gibi dikkat dağıtmasını istemediğimiz bölümlerde de tersini uygulayabiliriz. Mesela insan veya hayvan portresi çekerken izleyenin dikkatini ilk olarak gözlere yöneltmek için keskinliği kullanabiliriz.
109 © Recep Büyükgüzel (Tokyo/Japonya)
109 © Recep @Recep Büyükgüzel (Tokyo/Japonya)

Yukarıdaki kare parlaklık ve kontrastın güzel bir örneği. Gecenin karanlığını kırmak için var güçleriyle çabalayan ışıklı tabelalar her yerdeler! Tokyo denince akla gelen manzaralardan biri de bu ışıklı tabela denizi olsa gerek 🙂 Kareye baktığınızda merkezde bize doğru yürüyen şemsiyeli Japon’un ilgi merkezi olduğunu söyleyebiliriz ama arkadaki parlak tabelalar varoluş nedenlerini çok iyi özümsemiş olacaklar ki dikkati üzerlerine çekmek için yoğun çaba harcıyorlar ve gözlerinizi konunun üzerinde tutmak gerçekten de ciddi bir çabaya dönüşüyor 🙂

Ueno'da kar © Recep Büyükgözen
Ueno’da kar © Recep @Recep Büyükgüzel (Tokyo/Japonya)

Yukarıdaki genel olarak renk doygunluğun düşük tutulduğu karede ilk etapta gözümüze çarpan ön plandaki üç büyük mavi renkli bölüm oluyor. Gözümüz o bölgelerin hepsini dolaştıktan sonra fotoğrafın geneline bakabiliyoruz ama bu esnada gözümüz hala mavi alanlara kayma eğiliminde oluyor. Bu karede ilgi merkezi mavi şemsiyeden başlamak üzere mavi alanlar oluyor. Renk kontrastının ilgi merkezinde ne kadar etkili olduğunu sanırım anladınız.

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.