İngilizce Öğretiminde “Callan Yöntemi”

Yabancı dil eğitiminde pek başarılı olduğumuz söylenemez. Bunun bir çok sebebi vardır muhakkak. Kullandığımız metodlar belki bunlardan biridir. Belki sınıflarda kullanılan yöntemleri çeşitlendirmek bir çözüm olabilir.

Callan yöntemi aslında sınıflarımızda sürekli kullanılan yönteme benziyor, farkı sistematikleştirilmiş ve kurgulanmış olması. Bu sistemde öğretmen yoğun bir soru cevap trafiğinin içine giriyor ve öğrencilerin dili kullanma ve dinleme becerilerinin üzerinde duruyor.

Bu yöntemde öğretmenin çok bir materyala ihtiyacı yok. Hatta hiç kağıt kalem kullanmasına bile gerek yok. Öğretmenin bu sisteme aşina olması yeterli.

İşte bu yöntemle işlenen örnek bir ders:

Callan Yöntemine Hoş Geldiniz

Callan™ Yöntemi ile İngilizce öğrenmek hızlı ve etkilidir!

Callan Yöntemi yoğun bir ortamda İngilizcenizi geliştirmek için özel tasarlanmış bir öğretim yönetimidir. Öğretmen sürekli sorular sorar ve siz de dili mümkün olduğu kadar fazla duyup kullanırsınız. Derste konuştuğunuz zaman, öğretmen dil bilgisi ve telaffuz hatalarınızı düzeltir ve bu düzeltmelerden birçok şey öğrenirsiniz.

Callan Yöntemi, İngilizce kelime ve dil bilgisini dikkatli bir biçimde programlanmış, sistematik tekrar ve pekiştirmeler yoluyla öğretir. Derste çok sayıda konuşma ve dinleme çalışması vardır, ancak öğrendiklerinizi gözden geçirmek ve pekiştirmek için okuma ve yazma alıştırmaları da yapılmaktadır.

Callan Yönteminde İngilizce’yi doğal hızında konuşulduğunda anlamayı öğrenebilmeniz için öğretmen hızlı konuşmaktadır. Yani böylece herkes sürekli olarak derse odaklanır.

Dörtte bir zamanda İngilizce

Callan Yöntemi İngilizce’yi piyasada bulunan diğer tüm yöntemlerin dörtte bir zamanında öğretebilir. Ortalama bir öğrenciyi Cambridge Preliminary English Test (PET) seviyesine getirmek için normalde gereken 350 saatin yerine, Callan Yöntemi öğrenciyi aynı sınava 80 saatte ve Cambridge First Certificate in English (FCE) sınavına da 160 saat kadar kısa bir sürede hazırlayabilir.

Bu yöntem, tüm milliyetlerden ve yaş gruplarından öğrencilere uygundur. (Beyaz tahta dahil) Hiçbir ekipman veya başka kitap gerektirmemektedir ve özel okullarda, devlet okullarında ve üniversitelerde kullanılabilir. Ayrıca öğrenciler okulda değilken birbirleriyle pratik yapmak üzere de bu kitapları kullanabilir.

Buna ek olarak, lisanslı okullarda ders gören öğrenciler, kendileri için mevcut olan interaktif alıştırmaları kullanarak çevrimiçi İngilice pratiği yapabilir. Okulunuzdan ayrıntıları öğrenebilirsiniz.

Uygulamada Callan Yöntemi

Bir Callan Yöntemi İngilizce dersi, geçmişte almış olduğunuz derslerden muhtemelen çok farklı olacaktır. Sessizce oturarak, okuduğunu anlama sınavı veya herhangi bir kitaptan dil bilgisi alıştırmaları yapılmaz. Sadece kendinizi konuşurken zaten rahat hissettiğiniz İngilizce’yi kullanarak ‘serbest sohbetler’ yapmazsınız. Elbette bu gibi alıştırmalar size yardımcı olabilir, ancak bunları evinizde bir kitap ile veya bir kafe barda yapabilirsiniz. Callan Yöntemi dersinde, sınıf dışında yapamayacağınız önemli alıştırmalarla meşgul olursunuz. Sürekli İngilizce dinlersiniz. Bol miktarda İngilizce konuşursunuz ve tüm hatalarınız düzeltilir. Etrafınız İngilizce ile çevrelendiği için hızla öğrenirsiniz. Sessiz durmak, sıkılmak veya konsantrasyonu kaybetmek için zaman yok. Ve ayrıca eğlenceli!

O halde, Callan Yöntemi dersinde tam olarak neler olur ve yöntem nasıl işler?

Öğretmen size sorular sorar

Callan Yöntemi kitapları sorularla doludur. Her bir soru bir sözcüğü, ifadeyi veya dil bilgisi konusunun uygulamasını içerir. Öğretmen ayakta durur ve öğrencilere tek tek sorular yöneltir. Öğretmenin size ne zaman soracağını bilmediğiniz için sürekli konsantre olursunuz. Bir öğrenci kendisine sorulan soruyu cevaplamayı bitirir bitirmez, öğretmen derhal sonraki soruyu sormaya başlar.

Öğretmen hızlı konuşur

Callan Yöntemi dersinde öğretmen hızlı konuşur. Bunun sebebi gerçek dünyada hızlı konuşmanın doğal olmasıdır. Normal İngilizce’yi anlamak istiyorsanız, hızlı doğal konuşmaları dinleme pratiği yapmalı ve İngilizce’yi öncelikle ana dilinize tercüme etmeden anlayabilecek hale gelmelisiniz. İşte bu tercüme etmeme fikri, Callan Yöntemi’nin kalbini oluşturur; bu yöntem İngilizce düşünmeye başlamanıza yardımcı olur.

Ayrıca, konuşurken durup uzun süre dil bilgisini düşünmenizi istemiyoruz. Refleks olarak, içgüdüsel bir şekilde konuşmanızı istiyoruz. Ve yaptığınız hatalar için de endişelenmeyin. Derslerde, doğal olarak, çok sayıda hata yapacaksınız, ancak Callan Yöntemi öğretmenleri hatalarınızı düzeltir ve siz de bu düzeltmelerden öğrenirsiniz. Eve gittiğiniz zaman elbette ki kitabınızı okumanız, dil bilgisi kurallarını düşünmeniz, kelimeleri çalışmanız ve dil öğrencilerinin evde yaptığı şeyleri yapmanız yararlı olacaktır – ancak derslerde kitaplarınız kapalı şekilde dinleme ve konuşma becerilerinizi pratik yapacaksınız!

Öğretmen her soruyu iki kere sorar ve size vereceğiniz cevapta yardımcı olur

Derste öğretmen hızlı konuşur, bu nedenle soruları iki defa sorarız. Bu şekilde, ilk seferinde her söyleneni anlamadıysanız tekrar dinlemek için başka bir şansınız daha olacaktır.

Öğretmen ardından derhal cevabın başlangıcını söyler. Bu sizin derhal konuşmaya başlamanıza yardımcı olmak (ve sizi “zorlamak”) içindir. Yani örneğin:

Öğretmen: “Are there two chairs in this room? (Bu sınıfta iki sandalye mi var?) Are there two chairs in this room? (Bu sınıfta iki sandalye mi var?) No, there aren’t…” (Hayır, yok)
Öğrenci (hemen): “No, there aren’t two chairs in this room; there are twelve chairs in this room.” (Hayır, bu sınıfta iki sandalye yok, bu sınıfta on iki sandalye var.)

Öğretmen cevabın başlangıcını vererek sizi “zorlamazsa”, fazla düşünmeye ve ana dilinize tercüme etmeye başlayabilirsiniz.
Siz cevabı verirken öğretmen de sizinle birlikte konuşacaktır. Böylece, bir sözcüğü unutursanız veya söyleyeceğiniz şeyden emin olmazsanız sonraki bir-iki sözcüğü daima öğretmeninizden duyacaksınız. Öğretmenden sonra tekrar etmelisiniz, ancak cevaba kendiniz devam etmek için hemen tekrar denemelisiniz. Her zaman konuşmaya devam etmeye çalışmalısınız ve öğretmeni yalnızca kendi başınıza devam edemeyeceğiniz zamanlarda tekrarlamalısınız. Bu şekilde kendinize daha fazla güvenirsiniz ve daha hızlı öğrenirsiniz. Hiçbir zaman sadece öğretmenden yardım bekleyip söylediklerini tekrarlamayın – bu şekilde hızlı gelişemezsiniz.

Soruyla aynı dil bilgisi özelliklerine sahip uzun cevaplar

Mümkün olan en fazla şekilde konuşma pratiği yapmanızı istiyoruz, bu yüzden derste konuşurken her zaman sorudakiyle aynı dil bilgisi yapısını kullanarak tam cümle kurun. Örneğin:

Öğretmen: “About how many pages are there in this book?” (Bu kitapta yaklaşık kaç sayfa var?)
Öğrenci: “There are about two hundred pages in that book.” (O kitapta yaklaşık iki yüz sayfa var.)

Bu şekilde yalnızca bir soruyu cevaplamıyorsunuz; öğrenmeniz gereken kelimelerle ve dil bilgisi kurallarıyla tam cümleler kuruyorsunuz.

Taklit yoluyla düzeltme

Callan Yöntemi ile öğretmen tüm hatalarınızı yaptığınız anda düzeltir. Öğretmen sizi hatanızı taklit ederek (aynısını söyleyerek) ve sonrasında sözcüğün doğru telaffuzunu/biçimini söyleyerek düzeltir. Örneğin, “He come from Spain” derseniz, öğretmeniniz çabucak “not come – comes” diye sizi düzeltir. Bu taklit yoluyla düzeltme, yaptığınız hata ile doğru İngilizce biçimi arasındaki farkı duymanıza yardımcı olur. Derhal doğru sözcüğü tekrarlamalı ve cümlenize devam etmelisiniz. Hatalarınızın bu şekilde düzeltilmesinden çok şey öğrenirsiniz ve sürekli düzeltilmek hızlı ilerlemeyle sonuçlanır.

Kısaltılmış biçimler

Derste öğretmen kısaltılmış biçimleri kullanır (örn. öğretmen “I do not” yerine “I don’t” der). Öğretmen, konuşma İngilizcesinde kısa biçimleri kullanmak doğal olduğundan ve sizin onları anlamayı öğrenmeniz gerektiğinden böyle yapmaktadır. Ayrıca, konuşurken doğal olmak istiyorsanız kısaltmaları kullanmayı da öğrenmelisiniz.

Ders yapısı

Her okul farklıdır, ancak 50 dakikalık normal bir Callan dersi yaklaşık 35 dakikalık konuşma, 10 dakikalık dinleme ve 5 dakikalık dikte bölümlerinden oluşmaktadır. Okuma pratiği ve dikte çalışmaları genellikle dersin ortasında yer alır.

Okuma kısmında öğretmen size yardım edip hatalarınızı düzeltirken siz de okuyup konuşursunuz. Dikte kısmında ise yazma becerinizi pratik yaparsınız ancak aynı anda öğretmeninizi de dinlersiniz. Dolayısıyla 50 dakikalık bir Callan dersi, içinde hiç sessizlik olmayan 50 dakikalık bir İngilizce konuşmasıdır!

Sohbet yok

Callan Yöntemi konuşma pratiğinin önemini vurgulamasına rağmen, bu derste sohbet edileceği (serbest konuşma yapılacağı) anlamına gelmez. Callan Yöntemi ile dersler düzenli, etkili, hızlı ve yoğun olduğu için İngilizce’yi çabuk öğrenirsiniz. Sohbet ederek vakit harcanmaz; bu derslerden önce veya sonra yapılabilir.

Sohbet etmek İngilizce dersinde vakit geçirmek için iyi bir yol değildir. Öncelikle, yalnızca birkaç öğrenci konuşur. İkinci olarak, sohbet sırasında bireyler yalnızca bildikleri kadar İngilizce’yi kullanırlar. Üçüncü olarak, öğretmenin konuşma sırasında hataları düzeltmesi zordur.

Callan Yöntemi’nde bu sorunlardan hiçbiri yoktur. Ders boyunca her öğrenci dinler ve konuşur, farklı kelimeleri ve yapıları pekiştirir, ve hatalarının düzeltilmesiyle daha iyi öğrenir. Ve hiçkimsenin sıkılmak için vakti olmaz!

Tekrar, tekrar ve daha fazla tekrar!

Sistematik tekrar

Bazen ana dilinizde daha önceden bilmediğiniz bir sözcüğü okur veya duyarsınız. Bu yeni sözcüğü hatırlamak ve daha sonra kendiniz kullanabilmek için yalnızca bir veya iki defa okumanız veya duymanız yeterlidir. Ancak yabancı bir dil öğrenirken işler biraz farklıdır. Sözcükleri ve dil bilgisi yapılarını tamamen öğrenmeniz için çok kez duymanız, görmeniz ve kullanmanız gerekir. Dolayısıyla çalışmalarınız bir tekrar sistemi (daha önce çalıştığınız şeyi tekrarlamayı) içermelidir. Bu son derece gereklidir. Çalışırken bir tekrar sisteminiz yoksa, çalıştıklarınızı unutursunuz ve öncekinden daha iyi konuşamaz veya anlayamazsınız.

Her bir Callan Yöntemi dersinde elbette ki yeni İngilizce konuları öğrenirsiniz, pratik yaparsınız ve kitabınızda ilerlersiniz. Ancak, çalıştıklarınızı da tamamen öğrenebilmeniz için çok sayıda tekrar yaparsınız. Öğretmeniniz sınıfınızın ne kadar tekrara ihtiyacı olduğuna karar verebilir, ancak bu çalışmalarınızın her zaman önemli bir kısmını oluşturacaktır.

Ayrıca, bol miktarda tekrar yapıldığından her şeyi ilk seferde anlamanız önemli değildir; zamanla kolaylaşır. Callan ile yapılan tekrar otomatik ve sistematiktir. Her gün bol miktarda tekrar yapıp yeni İngilizce konular öğrenirsiniz.

Okuma ve dikte çalışmalarında da tekrar

Derslerdeki okuma ve dikte uygulamaları da Callan’ın sistematik tekrarının bir parçasıdır. İlk olarak dersin konuşma kısmında yeni bir sözcük öğrenirsiniz; birkaç ders sonra okuma yaptığınız sırada sözcükle yeniden karşılaşırsınız; son olarak aynı sözcük dikte kısmında karşınıza çıkar. Bunların hepsi Callan Yöntemi’nde yazılıdır; her şey otomatik gerçekleşir.

Diktelerinizin düzeltilmesi

Callan Yöntemi ile yapılacak çok az ev ödevi vardır veya hiç yoktur, ancak diktelerinizi düzeltmeniz çok önemlidir. Bunlar kitabınızda basılıdır ve dolayısıyla evinizde, otobüste veya istediğiniz her yerde kolayca düzeltmeleri yapabilirsiniz. Önceki derslerde görmüş olduğunuz sözcüklerin yazılı biçimlerini öğrenmenize yardımcı olduğundan bunu yapmak büyük önem taşır.

Callan Yöntemi ile ilk dersleriniz

Callan Yöntemi ile ilk dersiniz boyunca soruların tamamı ve sözcüklerin bazıları size yeni gelir; henüz hiç tekrar yapmadınız. Bu nedenle, öğretmen size fazla soru sormayabilir. Oturup dinleyebilir ve yöntemi -hızı, soruları, düzeltmeleri vs.- daha iyi anlamaya çalışabilirsiniz.

Callan Yöntemi’nin Geçmişi – Robin Callan

Callan Yöntemi’ni Robin Callan geliştirmiştir. Kendisi Londra’nın Oxford Caddesi’ndeki Callan Okulu’nun sahibidir. Ayrıca, dünyanın dört bir yanındaki okullara Callan Yöntemi kitaplarını dağıtan Callan Publishing Limited’in de yöneticisidir.

Robin Callan İngiltere’nin Cambridgeshire vilayetindeki Ely şehrinde büyümüştür. Robin, yirmili yaşlarının başında Salerno’da İngilizce öğretmek üzere İtalya’ya gitti. Öğretmenliği sevmesine rağmen, öğretmenlerin derslerini anlatma biçiminin sıkıcı ve verimsiz olduğunu düşündü. Dil öğreniminin mekanizmasıyla çok ilgilenmeye başladı ve İngilizce’nin öğretilme biçimini gittikçe geliştirebileceğinden emindi.

İtalya’da kaldı ve İngilizce öğretme konusunda kendi kitaplarını yazmaya başladı. Bu kitapları kendi derslerinde kullandı ve sonraki on yıl boyunca hızlı ve etkili İngilizce öğretme konusunda çok büyük üne ve pratik tecrübeye ulaştı.

İngiltere’ye döndüğünde Oxford Caddesi’ndeki okulunu açtı. Metod öğrenciler arasında gittikçe tanınmaya başlayınca okul da büyüdü ve daha geniş bir mekana taşındı. Robin, Callan Yöntemi kitaplarını yazmaya devam etti ve günümüzde bu yöntem dünyanın dört bir yanında çeşitli okullarda kullanılmaktadır.

Robin Callan İngiliz edebiyatına, özellikle de şiire her zaman çok ilgili olmuştur. Bu nedenle, Cambridge yakınlarındaki Grantchester’den her yıl binlerce turisti kendine çeken The Orchard Tea Garden’ı satın aldı. Burası 20. yüzyıl boyunca ünlü Cambridge Üniversitesi öğrencilerinin ve Rupert Brooke, Virginia Woolf ve E.M. Forster gibi İngiliz edebiyatının önemli isimleri için popüler bir buluşma yeriydi. Günümüzde ayrıca Ruper Brooke Müzesi’ne de ev sahipliği yapmaktadır.

Bay Callan halen Grantchester’de yaşamaktadır, ancak Londra’daki Callan Okulu’nun yönetiminde de aktif olarak rol almaktadır.

Callan Okulu Londra’nın Oxford Caddesi’ndedir.

Londra’daki en büyük özel okul

Oxford Caddesi’ndeki Callan Okulu Londra’da İngilizce’yi yabancı dil olarak öğreten en büyük özel okuldur. Yılın hangi döneminde olunduğuna bağlı olarak, okulda 60 ile 100 arası öğretmen görev alır ve her gün kapılarından ortalama 1600 öğrenci girer. Yaz aylarının ortalarında bu rakam küçük bir üniversiteye benzerlik göstererek 2000’in üzerine çıkar.

Web siteleri

Daha fazla bilgi edinmek için lütfen şu web sitelerini ziyaret ediniz:

Callan Yöntemi www.callan.co.uk

Dünyanın her tarafında yöntemi kullanan okulların listesiyle birlikte çok sayıda bilgi için

Callan Okulu, Londra www.callanschoollondon.com/en/callan-school

Londra’nın en büyük özel İngilizce dil okulu hakkında bilmeniz gereken her şey için

Callan Yöntemi Aşamaları, CEFR* düzeyleriyle ve Cambridge Üniversitesi Genel İngilizce sınavlarıyla nasıl karşılaştırılıyor?

* Avrupa Ortak Ölçüt Çerçevesi

Callan Yöntemi kitaplarını doğrudan CEFR düzeyleriyle ve Cambridge sınavlarıyla kıyaslamak zordur, ancak aşağıda ortalama bir kılavuzu görebilirsiniz.

DYNED Programı Hakkında Düşünceler

Dyned, Dynamic Education kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir isim. Akıllı dil (ingilizce) öğretme programı diyebiliriz. Hayırsever iş adamlarımızdan biri bu programı satın alıp MEB’e bağışlamış ve Türkiye’deki Dyned macerası bu şekilde başlamış.

Dyned gerçekten etkili bir yöntem mi?

Dyned gerçekten zeki ve faydalı bir program ama Milli Eğitim ekosisteminde ne kadar başarılı işte bunu bilmek imkansız. Çünkü, dyned Türkiyeye geldiğinde internet altyapısı çok yetersizdi ve bu tepeden inme bir şeklde öğretmenlere sınıfta uygulanmaya çalışıldığında elbette tiksindirici ve olumsuz etkiler oluşturdu. Çünkü öğretmen saatlerce çalışıp öğrencilere şifre oluşturduğu halde bu şifreleri öğrencilerin kullanacağı internet olmadığından hiç bir işe yaramıyordu, öğretmenin onca emeği de boşa gidiyordu tabii.

Zamanla internet altyapısı gelişti. Ama hala DYNED programının uygulanması için yeterli ortam yok. İşte bunun olası nedenleri;

  1. Okullarda hala dynedi uygulayacak bilgisayar ve internet altyapısı yeterli değil. Dyned okula yardımcı olması için geliştirilmiş bir program yani hem sınıfta uygulanması gerekiyor hem de öğrencinin bireysel çalışması gerekiyor. Şu anda sınıfta uygulama şansınız çok az.
  2. Dyned eğitim programının okul müfredatıyla bire bir uyumluluğu yok. Yani müfredat paralelinde gidemediğiniz için yine sınıfta uygulama şansınız azalıyor ayrıca öğrenci motivasyonunu da düşürücü bir etken.
  3. Dyned altyapısı ebaya bağllı ve eba da sürekli geliştiriliyor. Bu değişiklikler dyned altyapısını olumsuz etkiliyor ve öğrenci ve öğretmenlerin şifre işlemlerini zorlaştırıyor. Şu anda dyned, altyapı problemi yüzünden aylardır kapalı durumda. Öğrenci bilgileri güncellenemiyor.

Yani işin aslı, dyned şu anda öğretmenler ve öğrenciler için tam bir baş ağrısı ama önümüzdeki yıllarda kararlı davranılırsa belki işe yarar duruma gelebilir.

En İyi Açık Kaynak LMS Sistemleri

LMS ingilizcedeki Learning Management System kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve Öğrenme Yönetim Sistemi diyebileceğimiz sisteme verilen genel addır. Biz kullanım amacımıza göre uzaktan eğitim yazılımı da diyebiliriz.

İnternette tonlarca lms mevcut ama öğretmenlerin kendilerine göre uyarlayıp kullanabilecekleri sistem sayısı çok fazla değil. Çünkü, bu sistemlerin bir çoğu ya kurumsal amaçlar için hazırlanmış olup büyük paralara satılıyor ya da ücretsiz olmalarına rağmen sunucu masrafları bir öğretmen maaşı için çok fazla. Bir diğer alternatif de ücretsiz ve masrafsız olmalarına rağmen istediğiniz desteği bir türlü bulamadığınız ve ihtiyaçlarınıza göre özelleştiremediğiz türden olanlar.

Tüm bu kriterleri göz önünde bulundurduğumuzda ortaya çıkardığımız liste şu şekilde:

1. Moodle: Ücretsiz ve açık kaynak. Çok büyük bir kullanıcı desteği var. Tema ve modüllerle istediğiniz şekilde özelleştirebilirsiniz. Tek dezavantajı kullanım açısından biraz karışık olması ve öğrenmesinin zaman alması.

2. Efront: Aslına bakarsanız kullanım, basitlik ve derslerin oluşturulup öğrenciye sunmadaki hız bakımından bir numara. İkinci sıraya düşmesinin tek sebebi, geliştiricilerinin işin ticaretine kaçıp ücretsiz versiyonu biraz gözardı etmeleri.

Yaratıcı İngilizce Öğretme Teknikleri

İngilizcesinifi.Org sitesinin sahibi öğretmen arkadaşımız, sınıfta ingilizce öğretirken kullandığı bir tekniği paylaşmış. Ders kitapları sayesinde artık herşey elimizin altında ve hazır. Bu tabii ki öğretmenler için büyük bir kolaylık ama öğretmenin kendini yenilemesi ve yaratıcılığını geliştirmesi açısından sakıncalıdır diye düşünüyorum. İşte bu sıradanlığı kıran öğretmenimizin işlediği ders:

Neden İngilizce Öğretemiyoruz!

Türkiye’de Türkçe Matematik Fen den sonra zorunlu olup da sınıf geçmeyi etkiyen en önemli ders İngilizce. İlk okul 2. sınıfta haftada 2 saatle başlayan İngilizce dersi ortaokula gelindiğinde 4 saat lise bir 6 saat ve sonrasında 4 saat zorunlu İngilizce dersleri var. Bir öğrenci hayatının en az 11 yılında İngilizce eğitimine maruz kalıyor buna rağmen liseyi bitirip de İngilizceyi öğrenmiş kişi oranı benim kişisel gözlemlerime göre yüzde sıfır. Bu oranı özel kursları ve özel okulları hariç bıraktığımda maalesef gönül rahatlığıyla verebiliyorum. Neden mi?

Çünkü ben bir İngilizce öğretmeniyim.

Önceleri tabii ki kendimde kusur aradım, kusurluyum da, ama neredeyse mükemmel diyeceğim İngilizce öğretmenlerinde bile bu sonuç maalesef değişmiyor, öyleyse öğretmen sorunu dışında başka sorunlar da olmalı bu işin sebebi. Ne olabilir ne olabilir….

Düşündüm taşındım ve bu konunun sebepleri konusunda az da olsa fikir sahibi olduğumu anladım. Tabii ki bu durumun en önemli sebebi öğretmendir, mükemmel bir öğretmen (ama sadece mükemmel bir öğretmen) eğer isterse İngilizce eğitimindeki bu açığı kapatabilir. Nihayetinde mükemmel olmanın zor olduğunu da hesaba katıp öğretmenlerin işlerini kolaylaştırmak gerekir değil mi? Diğer sebepleri de irdeleyip onlara da bir çare aranmalı.

İngilizce öğretiminin önündeki sebepler nelerdir peki?

Müfredat

Müfredatımız döngüsel diyeceğimiz bir sistem üzerine kurulu, yani bir öğrenci ilk okulda gördüğü konuyu liseyi bitirene kadar gittikçe detaylı bir şekilde görür. İngilizcede de böyledir bu, bir öğrenci 6. sınıfta geniş zaman görmeye başlar ve bu lise dörde kadar devam eder. Güzel bir sistemdir bu ama bizde önünü alamadığımız bir fosilleşmeye sebep olur. Öğrenci sürekli aynı konuları aynı şekilde üzerine koyamadan görür durur ve artık bıkkınlık duygusunun yanında kalıcı bir öğrenememe durumu yaşanır. Öğrendiği dağınık dağınık bilgileri yeni şeyler öğrenmesine de engel olur.

Sınıflar ve Seviye 

Sınıflarımız kalabalık malum ama bu yine de başarısızlığımız için bir bahane değil. Başarısızlığımız için bahane sınıfların aşırı heterojen oluşu ve bir seviye tutturamaması. Yani sorun şu ki, ortalama bir sınıfta hiç ingilizce bilmeyen ve az çok bilen nadir olarak da çok bilen öğrenciler hep bir arada bulunuyor. Öğretmen olarak siz mecburen orta ve alt seviyeyi göz önünde bulundurarak ders anlatırsınız bu ise iyi bilen öğrencinin motivasyonunu kaybetme sebebidir ya da tam tersi. Nedir çözüm? Çözüm seviye sınıfları yapmaktır, okulun başında seviye tespit sınavı yaparsın ve ingilizce seviyelerine göre öğrencileri yerleştirip sonra kitap seçersin.

Bizde nasıl oluyor, okullarda kayıtlar otomatik yapılıp sınıflar otomatik seçiliyor, kitap seçimi ise öğrencileri tanımadan çok önce yapılıyor. Yani şu anki sistemde bu imkansız, ingilizceyi seçmeli ders yapmadığınız sürece…

Motivasyon

İlk okul ve lisede ve nerdeyse tüm şehirlerimizde öğrencilerimizde ingilizceye şu şekilde bakılır: “Hocam onlar neden bizim dilimizi öğrenmiyor da biz onların dilini öğreniyoruz?” Öğretmenin birazcık kendini sevdirmesiyle halledilebilecek bir sorun belki de ama belki de o kadar da küçük bir sorun değildir. Nihai çözüm, ingilizce dersinin seçmeli yapılmasında gibi…

Öğrencilerin çoğu ingilizceyi bir ders olarak görüyor ve sınavlarda çıkmayacağı için de gereksiz görüyor. Bu da başlı başına bir motivasyon sorunu.

Kitaplar

Belki biraz ucuza kaçtım da hemen kitapları suçladım ama ingilizce öğretmeni olup da kitaplardan şikayet etmeyen birisini bulursanız selamımı söyleyin. Bundan beş altı yıl önce, devletimizin yurt dışından tonlarca para verip ingilizce kitaplar almak yerine kendi kitaplarımızın kullanılmasına karar verdiğinde ne kadar sevinmiştim anlatamam. Çünkü, daha ortaokulda anadolu lisesi okurken kitap parası denkleştirmek için ne kadar çırpındıüğımı hala unutamıyorum. Önceleri kitaplaın kalitesizliğinden şikayet etmedim çünkü henüz yeniydik ve muhakkak ki gelişme kaydedecektik. Aradan aşağı yukarı on yıl geçti bu ama kitaplarda herhangi bir gelişme olmadı, kitap yazarlarımız o kadar tembelliğe kaçıyorlar ki, kitapların çoğunda ders ortamında okuyamaacağınız uzun ve sıkıcı diyaloglar var ve etkinlik olarak kitabın yarısında ” aşağıdaki diyaloğu okuyup benzer diyalog yapın” türünden saçma sapam egzersizler var. Bırakın öğrenciyi, öğretmen bile ders anlatırken sıkılmakta. Bense, yabancı kitaplardan faydalanan son nesil olarak hala yirmi sene önce okuduğum ingilizce kitabındaki hikayeleri hatırlayabiliyorum.

Bu konuda devletimizin yapması gereken şu, kitaplarımızı yine biz yazalım ama gelin bu işin uzmanlarından da yardım alalım. Getirin oxford dan iki üç uzman yazsın bize adam gibi kitaplar. Bu kadar zor mu?

Sonuç olarak bu bir öz eleştiri… Kimse üzerine alınmasın!