Eğitim Sistemimizdeki İki Sorun

Bir zamanlar şaka yapmayı seven bir öğrencim dedi ki: ” Hocam, Türk Eğitim Sisteminin iki sorunu var: birincisi eğitim, ikincisi sistem.”

Kötü şaka yapmakla ünlü bu kişi hayatının en kötü şakasını yaptı, zira eğitim sistemimizin durumunu özetliyordu. Eğitim sistemimizin özeti işte bu cümlede.

2016-2017 Eğitim Öğretim yılı başladı. Görevinden uzaklaştırılan yaklaşık elli bin öğretmen var. Tam sayıyı bilemiyoruz tabii. Zaten yüzbinlerce kişiye ulaşan öğretmen açığı iyice açıldı. Bu kadar açık varken yerine yapılan atama sadece 15000. Onların da ne zaman göreve başlayacağı belli değil. Okullar görevlendirecek ücretli öğretmen arıyor ama çoğu bulamıyor maalesef. Kitaplar basılmadı ama diğer taraftan öğretmenlerin herhangi bir kitabı seçip derste işlemesi kanunen yasak.

Keşke bu sorunlar sadece bu seneye has olsa. İçinde bulunduğumuz kötü durumdan kaynaklanıyor olsa, geçici olsa ama değil. Aynı sorunları her sene yaşar olduk. Geleceğe dair de umut göremiyorum. Çünkü sistemsizlik sistemimiz oldu. Günübirlik kararlarla günü kurtarmaya çalışıyoruz.

93 yıllık Cumhuriyet tarihimize şöyle sağlam bir eğitim sistemi oturtamadık. Yazıklar olsun bize!

 

Eğitim Sistemimizin Kronikleşmiş Sorunları

Belki farketmişsinizdir, siteye girdiğinizde küçük bir metin kutusu, “Bu sitede hangi konuları görmek istersiniz?” sorusuyla karşılıyor sizi. Ziyaretçilerimizden bir tanesi, eğitim sisteminin sorunları ile ilgili daha çok içerik görmek istediğini belirtmiş. Bu önerisi için kendisine teşekkür ediyorum zira bu konu üzerine gidilmesi  ve elde edilen bulguların sistematikleştirilmesi gereken bir konu. Ama nereden tutarsanız elinizde kalacak bir konu elbet.

Bir yerden başlamak gerekseydi, kronikleşmiş sorunlardan başlanması gerekirdi elbet. Daha önceki bir kaç yazıda bu konudaki görüşlerimi belirtmiştim ama elbette yeterli değil ve bu konu kollektif tartışma ve iş birliği gerektiren bir konu. Yani, eğer eğitim sisteminin içerisindeyseniz, mutlaka ve mutlaka bu konuda fikir belirtmeniz gerekir.

Bana göre kronikleşmiş sorunlar nelerdir?

  1. Sürekli değişen bir sistem:  Eğitim sisteminde son 15 yılda yapılan değişiklikler diye bir arama yapın isterseniz. Yüzlerce sonuç çıkacaktır. Değişim iyidir, gelişmek için elbette değişmek gerekir ama bizim değişimlerimiz ileriye doğru olmuyor genelde, daire şeklinde oluyor. Yani kısır bir döngünün içerisinde kıvranıp duruyoruz. Mesela, liselere giriş sınavı, önce adı ogs idi, sonra sbs, teog oldu. Tek sınav denendi, sonra yıl boyu sınav yapılmaya başlandı. Ortaokulun her sınıfında yapıldı aradan iki üç sene geçmeden vazgeçildi vs… Yani anlayacağınız bir sistem daha oturmadan başka bir sistem getirildi. Bırakın oturmayı, sistem daha tam anlamıyla uygulanmadan değiştirildi.
  2. Sürekli değişen müfredat: Nerdeyse her sene müfredat değiştiriliyor, üzerinde oynanıyor ve bu müfradata göre kitaplar basılıyor. Daha kitaplardaki hatalar düzelmeden müfredat tekrar değişiyor. Daha bir kaç sene önce ders saatleri yetersiz denip, ders saatleri arttırılırken bu sene çocuklar sosyal etkinliklere vakit bulamıyor ve müfredat çok ağır denilerek ders saatlerinin azaltılacağı ve müfredatın yeniden düzenleneceği söyleniyor. Halbuki daha iki sene önce OECD verilerine dayanılarak bir öğrenci liseyi bitirdiğinde gelişmiş ülkelere göre daha az ders ve konu işlediği gibi bir sonuca varılmıştı.Yani eğitim sistemimizin her öğesinde durum böyle kısır bir değişim döngüsü. Elde edilemeyen sonuçlar… Bir gün, öğrencilerden bir tanesi bana şöyle demişti :” Eğitim sistemimizde iki şey eksik, Hocam; Eğitim ve Sistem.” Eğitim sistemimizi özetleyecek bir cümle.
  3. Sınavlar, Sınavlar, Sınavlar: Okullarda öğrencilerimizin bir şeyler öğrenmek, bir alanda uzmanlaşmak gibi bir dertleri yok. Tek amaçları var, önlerindeki onlarca sınavdan sistemin, ailenin, çevrenin beklentisi dahilinde yüksek puanlar almak. Rahmetli, Oktay Sinanoğlunun hep bahsettiği gönül verme meselesi yok. Bir bilim dalını sevme ve onda kendini geliştirme hedefi yok. Tek hedefleri var, lys sınavını kazanıp, öğretmen, mühendis avukat vs olmak. Bilim adamı olmak istiyorum diyen çok az. Bu konuda öğrencileri suçlayabilir miyiz? Hayır, sistemsizlik yine karşımıza bir engel olarak çıkıyor. Öğrencilerimizi bilime teşvik edecek motivasyon yok.Bu da yine bir sistemsizlik sorunu.
  4. Eğitim Felsefesi: Aslına bakarsanız, sistemsizlik ve istikrarsızlığın altında yatan ana sebep bu, özümsenmiş bir eğitim felsefesinin olmayışı. Bizim eğitim felsefemiz nedir, ne yapmak istiyoruz amacımız ne, bilen varsa açıklasın. Stratejimiz, planımız, vizyonumuz misyonumuz… Bunlar arasında bir bütünlük var mı, bunlar eğitimin her kademesindeki personel tarafından benimsenmiş mi? Öğretmen yetiştirirken bu felsefeye, strateji ve plana ne kadar riayet ediliyor?…
  5. İdeoloji ve Siyaset: Eğitime ideoloji ve siyaset karıştırılmamalı çünkü bu toplumu bölen ve ayrıştıran bir konudur ama gel gelelim gerçekler biraz acı. Eğitim sistemindeki sürekli yapılan değişikliklerin altında yatan en büyük sebep tabii ki siyaset ve ideoloji. Her gelen hükümet kendi ideolojisini yaygınlaştırmak adına değişiklikler yapar. Öğretmenler sınıfta kendi ideolojisini empoze etmeye çalışır. Eğitim propaganda alanı değildir. Eğitimin tek amacı bilim ve etikte ileri bireyler yetiştirmek olmalıdır. Siyaset ve ideolojinin medya gibi yeterince geniş bir alanı var zaten. Eğitim toplumun bütününü etkileyen ve kapsayan bir şeydir, eğitim gelecektir, ideoloji geçicidir. Bunu sistemimize yerleştiremediğimiz sürece ….

En başta da söylediğim gibi bu konu çok grift bir konu. Dolayısıyla işin içinden çıkmak biraz zor. Ancak el ele vererek ve karşılıklı hoşgörü içerisinde bu sorun çözülebilir. Son olarak yöneten kesimin bu sorunu çözmek istediğinden emin değiliz. Cahil bir toplum her zaman yönetenlerin işine gelir yalnız, bir toplumun geleceğini karartır. Bunun örnekleri çok fazladır.

Öğrencilerin Daha Sıkı Çalışmalarını Sağlamanın Yeni Bir Yolu

Amerikanın California üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, öğrenciler bir şey kazanmaktan çok ellerindekini kaybetmemek için daha çok çalışmaya eğilimli.

California State Üniversitesinden Profesör Vasily Dalakas öğrencilerine opsiyonel testler hazırlayarak başarılı testler için bir puan verip başarısız testlerde bir puan alacağını söyledi. Eğer dönem boyunca beş ve fazlası puan alırlarsa dönem sonu sınavlarına girmeme hakkı kazanacaklarını söyledi.

İşin hilesi ise, profesör soruları kazanmak ve kaybetmek olarak yapılandırdı. Yani sınıfın birine;

Öğrencilere dönem sonu sınavının zorunlu olduğunu ama quizlerden beş puan kazanırlarsa sınava girmeme hakkı elde edebileceklerini,

Sınıfın diğerine ise;

Dönem sonu sınavlarının opsiyonel olduğunu ama quizlerden beş puan alamazlarsa bu hakkı kaybedecekleri söylendi.

Sonuç olarak ikinci sınıf yüzde 82 oranında başarıya ulaşırken birinci sınıfın başarı oranı yüzde 43 te kaldı. Araştırmadan çıkarılacak sonuç ise şu:

İnsanlar cezadan veya tehlikeli bir durumdan kaçınmaya eğilimlidirler, diğer taraftan ödüllendirme daha az etkiye sahiptir.

http://indy100.independent.co.uk/article/this-teacher-found-a-very-clever-way-of-making-his-students-work-harder–byEYiqP1kZ

İngilizce Öğretiminde “Callan Yöntemi”

Yabancı dil eğitiminde pek başarılı olduğumuz söylenemez. Bunun bir çok sebebi vardır muhakkak. Kullandığımız metodlar belki bunlardan biridir. Belki sınıflarda kullanılan yöntemleri çeşitlendirmek bir çözüm olabilir.

Callan yöntemi aslında sınıflarımızda sürekli kullanılan yönteme benziyor, farkı sistematikleştirilmiş ve kurgulanmış olması. Bu sistemde öğretmen yoğun bir soru cevap trafiğinin içine giriyor ve öğrencilerin dili kullanma ve dinleme becerilerinin üzerinde duruyor.

Bu yöntemde öğretmenin çok bir materyala ihtiyacı yok. Hatta hiç kağıt kalem kullanmasına bile gerek yok. Öğretmenin bu sisteme aşina olması yeterli.

İşte bu yöntemle işlenen örnek bir ders:

Callan Yöntemine Hoş Geldiniz

Callan™ Yöntemi ile İngilizce öğrenmek hızlı ve etkilidir!

Callan Yöntemi yoğun bir ortamda İngilizcenizi geliştirmek için özel tasarlanmış bir öğretim yönetimidir. Öğretmen sürekli sorular sorar ve siz de dili mümkün olduğu kadar fazla duyup kullanırsınız. Derste konuştuğunuz zaman, öğretmen dil bilgisi ve telaffuz hatalarınızı düzeltir ve bu düzeltmelerden birçok şey öğrenirsiniz.

Callan Yöntemi, İngilizce kelime ve dil bilgisini dikkatli bir biçimde programlanmış, sistematik tekrar ve pekiştirmeler yoluyla öğretir. Derste çok sayıda konuşma ve dinleme çalışması vardır, ancak öğrendiklerinizi gözden geçirmek ve pekiştirmek için okuma ve yazma alıştırmaları da yapılmaktadır.

Callan Yönteminde İngilizce’yi doğal hızında konuşulduğunda anlamayı öğrenebilmeniz için öğretmen hızlı konuşmaktadır. Yani böylece herkes sürekli olarak derse odaklanır.

Dörtte bir zamanda İngilizce

Callan Yöntemi İngilizce’yi piyasada bulunan diğer tüm yöntemlerin dörtte bir zamanında öğretebilir. Ortalama bir öğrenciyi Cambridge Preliminary English Test (PET) seviyesine getirmek için normalde gereken 350 saatin yerine, Callan Yöntemi öğrenciyi aynı sınava 80 saatte ve Cambridge First Certificate in English (FCE) sınavına da 160 saat kadar kısa bir sürede hazırlayabilir.

Bu yöntem, tüm milliyetlerden ve yaş gruplarından öğrencilere uygundur. (Beyaz tahta dahil) Hiçbir ekipman veya başka kitap gerektirmemektedir ve özel okullarda, devlet okullarında ve üniversitelerde kullanılabilir. Ayrıca öğrenciler okulda değilken birbirleriyle pratik yapmak üzere de bu kitapları kullanabilir.

Buna ek olarak, lisanslı okullarda ders gören öğrenciler, kendileri için mevcut olan interaktif alıştırmaları kullanarak çevrimiçi İngilice pratiği yapabilir. Okulunuzdan ayrıntıları öğrenebilirsiniz.

Uygulamada Callan Yöntemi

Bir Callan Yöntemi İngilizce dersi, geçmişte almış olduğunuz derslerden muhtemelen çok farklı olacaktır. Sessizce oturarak, okuduğunu anlama sınavı veya herhangi bir kitaptan dil bilgisi alıştırmaları yapılmaz. Sadece kendinizi konuşurken zaten rahat hissettiğiniz İngilizce’yi kullanarak ‘serbest sohbetler’ yapmazsınız. Elbette bu gibi alıştırmalar size yardımcı olabilir, ancak bunları evinizde bir kitap ile veya bir kafe barda yapabilirsiniz. Callan Yöntemi dersinde, sınıf dışında yapamayacağınız önemli alıştırmalarla meşgul olursunuz. Sürekli İngilizce dinlersiniz. Bol miktarda İngilizce konuşursunuz ve tüm hatalarınız düzeltilir. Etrafınız İngilizce ile çevrelendiği için hızla öğrenirsiniz. Sessiz durmak, sıkılmak veya konsantrasyonu kaybetmek için zaman yok. Ve ayrıca eğlenceli!

O halde, Callan Yöntemi dersinde tam olarak neler olur ve yöntem nasıl işler?

Öğretmen size sorular sorar

Callan Yöntemi kitapları sorularla doludur. Her bir soru bir sözcüğü, ifadeyi veya dil bilgisi konusunun uygulamasını içerir. Öğretmen ayakta durur ve öğrencilere tek tek sorular yöneltir. Öğretmenin size ne zaman soracağını bilmediğiniz için sürekli konsantre olursunuz. Bir öğrenci kendisine sorulan soruyu cevaplamayı bitirir bitirmez, öğretmen derhal sonraki soruyu sormaya başlar.

Öğretmen hızlı konuşur

Callan Yöntemi dersinde öğretmen hızlı konuşur. Bunun sebebi gerçek dünyada hızlı konuşmanın doğal olmasıdır. Normal İngilizce’yi anlamak istiyorsanız, hızlı doğal konuşmaları dinleme pratiği yapmalı ve İngilizce’yi öncelikle ana dilinize tercüme etmeden anlayabilecek hale gelmelisiniz. İşte bu tercüme etmeme fikri, Callan Yöntemi’nin kalbini oluşturur; bu yöntem İngilizce düşünmeye başlamanıza yardımcı olur.

Ayrıca, konuşurken durup uzun süre dil bilgisini düşünmenizi istemiyoruz. Refleks olarak, içgüdüsel bir şekilde konuşmanızı istiyoruz. Ve yaptığınız hatalar için de endişelenmeyin. Derslerde, doğal olarak, çok sayıda hata yapacaksınız, ancak Callan Yöntemi öğretmenleri hatalarınızı düzeltir ve siz de bu düzeltmelerden öğrenirsiniz. Eve gittiğiniz zaman elbette ki kitabınızı okumanız, dil bilgisi kurallarını düşünmeniz, kelimeleri çalışmanız ve dil öğrencilerinin evde yaptığı şeyleri yapmanız yararlı olacaktır – ancak derslerde kitaplarınız kapalı şekilde dinleme ve konuşma becerilerinizi pratik yapacaksınız!

Öğretmen her soruyu iki kere sorar ve size vereceğiniz cevapta yardımcı olur

Derste öğretmen hızlı konuşur, bu nedenle soruları iki defa sorarız. Bu şekilde, ilk seferinde her söyleneni anlamadıysanız tekrar dinlemek için başka bir şansınız daha olacaktır.

Öğretmen ardından derhal cevabın başlangıcını söyler. Bu sizin derhal konuşmaya başlamanıza yardımcı olmak (ve sizi “zorlamak”) içindir. Yani örneğin:

Öğretmen: “Are there two chairs in this room? (Bu sınıfta iki sandalye mi var?) Are there two chairs in this room? (Bu sınıfta iki sandalye mi var?) No, there aren’t…” (Hayır, yok)
Öğrenci (hemen): “No, there aren’t two chairs in this room; there are twelve chairs in this room.” (Hayır, bu sınıfta iki sandalye yok, bu sınıfta on iki sandalye var.)

Öğretmen cevabın başlangıcını vererek sizi “zorlamazsa”, fazla düşünmeye ve ana dilinize tercüme etmeye başlayabilirsiniz.
Siz cevabı verirken öğretmen de sizinle birlikte konuşacaktır. Böylece, bir sözcüğü unutursanız veya söyleyeceğiniz şeyden emin olmazsanız sonraki bir-iki sözcüğü daima öğretmeninizden duyacaksınız. Öğretmenden sonra tekrar etmelisiniz, ancak cevaba kendiniz devam etmek için hemen tekrar denemelisiniz. Her zaman konuşmaya devam etmeye çalışmalısınız ve öğretmeni yalnızca kendi başınıza devam edemeyeceğiniz zamanlarda tekrarlamalısınız. Bu şekilde kendinize daha fazla güvenirsiniz ve daha hızlı öğrenirsiniz. Hiçbir zaman sadece öğretmenden yardım bekleyip söylediklerini tekrarlamayın – bu şekilde hızlı gelişemezsiniz.

Soruyla aynı dil bilgisi özelliklerine sahip uzun cevaplar

Mümkün olan en fazla şekilde konuşma pratiği yapmanızı istiyoruz, bu yüzden derste konuşurken her zaman sorudakiyle aynı dil bilgisi yapısını kullanarak tam cümle kurun. Örneğin:

Öğretmen: “About how many pages are there in this book?” (Bu kitapta yaklaşık kaç sayfa var?)
Öğrenci: “There are about two hundred pages in that book.” (O kitapta yaklaşık iki yüz sayfa var.)

Bu şekilde yalnızca bir soruyu cevaplamıyorsunuz; öğrenmeniz gereken kelimelerle ve dil bilgisi kurallarıyla tam cümleler kuruyorsunuz.

Taklit yoluyla düzeltme

Callan Yöntemi ile öğretmen tüm hatalarınızı yaptığınız anda düzeltir. Öğretmen sizi hatanızı taklit ederek (aynısını söyleyerek) ve sonrasında sözcüğün doğru telaffuzunu/biçimini söyleyerek düzeltir. Örneğin, “He come from Spain” derseniz, öğretmeniniz çabucak “not come – comes” diye sizi düzeltir. Bu taklit yoluyla düzeltme, yaptığınız hata ile doğru İngilizce biçimi arasındaki farkı duymanıza yardımcı olur. Derhal doğru sözcüğü tekrarlamalı ve cümlenize devam etmelisiniz. Hatalarınızın bu şekilde düzeltilmesinden çok şey öğrenirsiniz ve sürekli düzeltilmek hızlı ilerlemeyle sonuçlanır.

Kısaltılmış biçimler

Derste öğretmen kısaltılmış biçimleri kullanır (örn. öğretmen “I do not” yerine “I don’t” der). Öğretmen, konuşma İngilizcesinde kısa biçimleri kullanmak doğal olduğundan ve sizin onları anlamayı öğrenmeniz gerektiğinden böyle yapmaktadır. Ayrıca, konuşurken doğal olmak istiyorsanız kısaltmaları kullanmayı da öğrenmelisiniz.

Ders yapısı

Her okul farklıdır, ancak 50 dakikalık normal bir Callan dersi yaklaşık 35 dakikalık konuşma, 10 dakikalık dinleme ve 5 dakikalık dikte bölümlerinden oluşmaktadır. Okuma pratiği ve dikte çalışmaları genellikle dersin ortasında yer alır.

Okuma kısmında öğretmen size yardım edip hatalarınızı düzeltirken siz de okuyup konuşursunuz. Dikte kısmında ise yazma becerinizi pratik yaparsınız ancak aynı anda öğretmeninizi de dinlersiniz. Dolayısıyla 50 dakikalık bir Callan dersi, içinde hiç sessizlik olmayan 50 dakikalık bir İngilizce konuşmasıdır!

Sohbet yok

Callan Yöntemi konuşma pratiğinin önemini vurgulamasına rağmen, bu derste sohbet edileceği (serbest konuşma yapılacağı) anlamına gelmez. Callan Yöntemi ile dersler düzenli, etkili, hızlı ve yoğun olduğu için İngilizce’yi çabuk öğrenirsiniz. Sohbet ederek vakit harcanmaz; bu derslerden önce veya sonra yapılabilir.

Sohbet etmek İngilizce dersinde vakit geçirmek için iyi bir yol değildir. Öncelikle, yalnızca birkaç öğrenci konuşur. İkinci olarak, sohbet sırasında bireyler yalnızca bildikleri kadar İngilizce’yi kullanırlar. Üçüncü olarak, öğretmenin konuşma sırasında hataları düzeltmesi zordur.

Callan Yöntemi’nde bu sorunlardan hiçbiri yoktur. Ders boyunca her öğrenci dinler ve konuşur, farklı kelimeleri ve yapıları pekiştirir, ve hatalarının düzeltilmesiyle daha iyi öğrenir. Ve hiçkimsenin sıkılmak için vakti olmaz!

Tekrar, tekrar ve daha fazla tekrar!

Sistematik tekrar

Bazen ana dilinizde daha önceden bilmediğiniz bir sözcüğü okur veya duyarsınız. Bu yeni sözcüğü hatırlamak ve daha sonra kendiniz kullanabilmek için yalnızca bir veya iki defa okumanız veya duymanız yeterlidir. Ancak yabancı bir dil öğrenirken işler biraz farklıdır. Sözcükleri ve dil bilgisi yapılarını tamamen öğrenmeniz için çok kez duymanız, görmeniz ve kullanmanız gerekir. Dolayısıyla çalışmalarınız bir tekrar sistemi (daha önce çalıştığınız şeyi tekrarlamayı) içermelidir. Bu son derece gereklidir. Çalışırken bir tekrar sisteminiz yoksa, çalıştıklarınızı unutursunuz ve öncekinden daha iyi konuşamaz veya anlayamazsınız.

Her bir Callan Yöntemi dersinde elbette ki yeni İngilizce konuları öğrenirsiniz, pratik yaparsınız ve kitabınızda ilerlersiniz. Ancak, çalıştıklarınızı da tamamen öğrenebilmeniz için çok sayıda tekrar yaparsınız. Öğretmeniniz sınıfınızın ne kadar tekrara ihtiyacı olduğuna karar verebilir, ancak bu çalışmalarınızın her zaman önemli bir kısmını oluşturacaktır.

Ayrıca, bol miktarda tekrar yapıldığından her şeyi ilk seferde anlamanız önemli değildir; zamanla kolaylaşır. Callan ile yapılan tekrar otomatik ve sistematiktir. Her gün bol miktarda tekrar yapıp yeni İngilizce konular öğrenirsiniz.

Okuma ve dikte çalışmalarında da tekrar

Derslerdeki okuma ve dikte uygulamaları da Callan’ın sistematik tekrarının bir parçasıdır. İlk olarak dersin konuşma kısmında yeni bir sözcük öğrenirsiniz; birkaç ders sonra okuma yaptığınız sırada sözcükle yeniden karşılaşırsınız; son olarak aynı sözcük dikte kısmında karşınıza çıkar. Bunların hepsi Callan Yöntemi’nde yazılıdır; her şey otomatik gerçekleşir.

Diktelerinizin düzeltilmesi

Callan Yöntemi ile yapılacak çok az ev ödevi vardır veya hiç yoktur, ancak diktelerinizi düzeltmeniz çok önemlidir. Bunlar kitabınızda basılıdır ve dolayısıyla evinizde, otobüste veya istediğiniz her yerde kolayca düzeltmeleri yapabilirsiniz. Önceki derslerde görmüş olduğunuz sözcüklerin yazılı biçimlerini öğrenmenize yardımcı olduğundan bunu yapmak büyük önem taşır.

Callan Yöntemi ile ilk dersleriniz

Callan Yöntemi ile ilk dersiniz boyunca soruların tamamı ve sözcüklerin bazıları size yeni gelir; henüz hiç tekrar yapmadınız. Bu nedenle, öğretmen size fazla soru sormayabilir. Oturup dinleyebilir ve yöntemi -hızı, soruları, düzeltmeleri vs.- daha iyi anlamaya çalışabilirsiniz.

Callan Yöntemi’nin Geçmişi – Robin Callan

Callan Yöntemi’ni Robin Callan geliştirmiştir. Kendisi Londra’nın Oxford Caddesi’ndeki Callan Okulu’nun sahibidir. Ayrıca, dünyanın dört bir yanındaki okullara Callan Yöntemi kitaplarını dağıtan Callan Publishing Limited’in de yöneticisidir.

Robin Callan İngiltere’nin Cambridgeshire vilayetindeki Ely şehrinde büyümüştür. Robin, yirmili yaşlarının başında Salerno’da İngilizce öğretmek üzere İtalya’ya gitti. Öğretmenliği sevmesine rağmen, öğretmenlerin derslerini anlatma biçiminin sıkıcı ve verimsiz olduğunu düşündü. Dil öğreniminin mekanizmasıyla çok ilgilenmeye başladı ve İngilizce’nin öğretilme biçimini gittikçe geliştirebileceğinden emindi.

İtalya’da kaldı ve İngilizce öğretme konusunda kendi kitaplarını yazmaya başladı. Bu kitapları kendi derslerinde kullandı ve sonraki on yıl boyunca hızlı ve etkili İngilizce öğretme konusunda çok büyük üne ve pratik tecrübeye ulaştı.

İngiltere’ye döndüğünde Oxford Caddesi’ndeki okulunu açtı. Metod öğrenciler arasında gittikçe tanınmaya başlayınca okul da büyüdü ve daha geniş bir mekana taşındı. Robin, Callan Yöntemi kitaplarını yazmaya devam etti ve günümüzde bu yöntem dünyanın dört bir yanında çeşitli okullarda kullanılmaktadır.

Robin Callan İngiliz edebiyatına, özellikle de şiire her zaman çok ilgili olmuştur. Bu nedenle, Cambridge yakınlarındaki Grantchester’den her yıl binlerce turisti kendine çeken The Orchard Tea Garden’ı satın aldı. Burası 20. yüzyıl boyunca ünlü Cambridge Üniversitesi öğrencilerinin ve Rupert Brooke, Virginia Woolf ve E.M. Forster gibi İngiliz edebiyatının önemli isimleri için popüler bir buluşma yeriydi. Günümüzde ayrıca Ruper Brooke Müzesi’ne de ev sahipliği yapmaktadır.

Bay Callan halen Grantchester’de yaşamaktadır, ancak Londra’daki Callan Okulu’nun yönetiminde de aktif olarak rol almaktadır.

Callan Okulu Londra’nın Oxford Caddesi’ndedir.

Londra’daki en büyük özel okul

Oxford Caddesi’ndeki Callan Okulu Londra’da İngilizce’yi yabancı dil olarak öğreten en büyük özel okuldur. Yılın hangi döneminde olunduğuna bağlı olarak, okulda 60 ile 100 arası öğretmen görev alır ve her gün kapılarından ortalama 1600 öğrenci girer. Yaz aylarının ortalarında bu rakam küçük bir üniversiteye benzerlik göstererek 2000’in üzerine çıkar.

Web siteleri

Daha fazla bilgi edinmek için lütfen şu web sitelerini ziyaret ediniz:

Callan Yöntemi www.callan.co.uk

Dünyanın her tarafında yöntemi kullanan okulların listesiyle birlikte çok sayıda bilgi için

Callan Okulu, Londra www.callanschoollondon.com/en/callan-school

Londra’nın en büyük özel İngilizce dil okulu hakkında bilmeniz gereken her şey için

Callan Yöntemi Aşamaları, CEFR* düzeyleriyle ve Cambridge Üniversitesi Genel İngilizce sınavlarıyla nasıl karşılaştırılıyor?

* Avrupa Ortak Ölçüt Çerçevesi

Callan Yöntemi kitaplarını doğrudan CEFR düzeyleriyle ve Cambridge sınavlarıyla kıyaslamak zordur, ancak aşağıda ortalama bir kılavuzu görebilirsiniz.

Öğretmenlere En Yüksek Maaş Veren Ülkeler

OECD tarafından hazırlanan PİSA raporuna göre, Avrupada öğretmenlere en çok maaş ödeyen ülkeler listelenmiş. Bu Listeye göre Luksemburg, yıllık 100.000 dolar ile açık ara önde, ikinci sıra Almanyanın 65000 dolar ile, üçüncü sırada ise 56000 dolarla Avustralya yer alıyor. Listede Türkiye 27000 dolar ile 24. sırada.

Bu rakamlar net rakamlar değil tabii. Mesela Türkiye’nin verdiği 27000 dolardan vergi ve kesintileri çıkardığımızda bir öğretmenin elinde ortalama yaklaşık 14000 dolar kalıyor. Bu sayıya ek ders olarak ödenen miktar dahil…

chartoftheday

Konu ile ilgili sayfa: https://data.oecd.org/eduresource/teachers-salaries.htm