Eğitim Sistemimizin Kronikleşmiş Sorunları

Eğitim Sistemimizin Kronikleşmiş Sorunları


Belki farketmişsinizdir, siteye girdiğinizde küçük bir metin kutusu, “Bu sitede hangi konuları görmek istersiniz?” sorusuyla karşılıyor sizi. Ziyaretçilerimizden bir tanesi, eğitim sisteminin sorunları ile ilgili daha çok içerik görmek istediğini belirtmiş. Bu önerisi için kendisine teşekkür ediyorum zira bu konu üzerine gidilmesi  ve elde edilen bulguların sistematikleştirilmesi gereken bir konu. Ama nereden tutarsanız elinizde kalacak bir konu elbet.

Bir yerden başlamak gerekseydi, kronikleşmiş sorunlardan başlanması gerekirdi elbet. Daha önceki bir kaç yazıda bu konudaki görüşlerimi belirtmiştim ama elbette yeterli değil ve bu konu kollektif tartışma ve iş birliği gerektiren bir konu. Yani, eğer eğitim sisteminin içerisindeyseniz, mutlaka ve mutlaka bu konuda fikir belirtmeniz gerekir.

Bana göre kronikleşmiş sorunlar nelerdir?

  1. Sürekli değişen bir sistem:  Eğitim sisteminde son 15 yılda yapılan değişiklikler diye bir arama yapın isterseniz. Yüzlerce sonuç çıkacaktır. Değişim iyidir, gelişmek için elbette değişmek gerekir ama bizim değişimlerimiz ileriye doğru olmuyor genelde, daire şeklinde oluyor. Yani kısır bir döngünün içerisinde kıvranıp duruyoruz. Mesela, liselere giriş sınavı, önce adı ogs idi, sonra sbs, teog oldu. Tek sınav denendi, sonra yıl boyu sınav yapılmaya başlandı. Ortaokulun her sınıfında yapıldı aradan iki üç sene geçmeden vazgeçildi vs… Yani anlayacağınız bir sistem daha oturmadan başka bir sistem getirildi. Bırakın oturmayı, sistem daha tam anlamıyla uygulanmadan değiştirildi.
  2. Sürekli değişen müfredat: Nerdeyse her sene müfredat değiştiriliyor, üzerinde oynanıyor ve bu müfradata göre kitaplar basılıyor. Daha kitaplardaki hatalar düzelmeden müfredat tekrar değişiyor. Daha bir kaç sene önce ders saatleri yetersiz denip, ders saatleri arttırılırken bu sene çocuklar sosyal etkinliklere vakit bulamıyor ve müfredat çok ağır denilerek ders saatlerinin azaltılacağı ve müfredatın yeniden düzenleneceği söyleniyor. Halbuki daha iki sene önce OECD verilerine dayanılarak bir öğrenci liseyi bitirdiğinde gelişmiş ülkelere göre daha az ders ve konu işlediği gibi bir sonuca varılmıştı.Yani eğitim sistemimizin her öğesinde durum böyle kısır bir değişim döngüsü. Elde edilemeyen sonuçlar… Bir gün, öğrencilerden bir tanesi bana şöyle demişti :” Eğitim sistemimizde iki şey eksik, Hocam; Eğitim ve Sistem.” Eğitim sistemimizi özetleyecek bir cümle.
  3. Sınavlar, Sınavlar, Sınavlar: Okullarda öğrencilerimizin bir şeyler öğrenmek, bir alanda uzmanlaşmak gibi bir dertleri yok. Tek amaçları var, önlerindeki onlarca sınavdan sistemin, ailenin, çevrenin beklentisi dahilinde yüksek puanlar almak. Rahmetli, Oktay Sinanoğlunun hep bahsettiği gönül verme meselesi yok. Bir bilim dalını sevme ve onda kendini geliştirme hedefi yok. Tek hedefleri var, lys sınavını kazanıp, öğretmen, mühendis avukat vs olmak. Bilim adamı olmak istiyorum diyen çok az. Bu konuda öğrencileri suçlayabilir miyiz? Hayır, sistemsizlik yine karşımıza bir engel olarak çıkıyor. Öğrencilerimizi bilime teşvik edecek motivasyon yok.Bu da yine bir sistemsizlik sorunu.
  4. Eğitim Felsefesi: Aslına bakarsanız, sistemsizlik ve istikrarsızlığın altında yatan ana sebep bu, özümsenmiş bir eğitim felsefesinin olmayışı. Bizim eğitim felsefemiz nedir, ne yapmak istiyoruz amacımız ne, bilen varsa açıklasın. Stratejimiz, planımız, vizyonumuz misyonumuz… Bunlar arasında bir bütünlük var mı, bunlar eğitimin her kademesindeki personel tarafından benimsenmiş mi? Öğretmen yetiştirirken bu felsefeye, strateji ve plana ne kadar riayet ediliyor?…
  5. İdeoloji ve Siyaset: Eğitime ideoloji ve siyaset karıştırılmamalı çünkü bu toplumu bölen ve ayrıştıran bir konudur ama gel gelelim gerçekler biraz acı. Eğitim sistemindeki sürekli yapılan değişikliklerin altında yatan en büyük sebep tabii ki siyaset ve ideoloji. Her gelen hükümet kendi ideolojisini yaygınlaştırmak adına değişiklikler yapar. Öğretmenler sınıfta kendi ideolojisini empoze etmeye çalışır. Eğitim propaganda alanı değildir. Eğitimin tek amacı bilim ve etikte ileri bireyler yetiştirmek olmalıdır. Siyaset ve ideolojinin medya gibi yeterince geniş bir alanı var zaten. Eğitim toplumun bütününü etkileyen ve kapsayan bir şeydir, eğitim gelecektir, ideoloji geçicidir. Bunu sistemimize yerleştiremediğimiz sürece ….

En başta da söylediğim gibi bu konu çok grift bir konu. Dolayısıyla işin içinden çıkmak biraz zor. Ancak el ele vererek ve karşılıklı hoşgörü içerisinde bu sorun çözülebilir. Son olarak yöneten kesimin bu sorunu çözmek istediğinden emin değiliz. Cahil bir toplum her zaman yönetenlerin işine gelir yalnız, bir toplumun geleceğini karartır. Bunun örnekleri çok fazladır.

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.