Cinselliğin Psikolojisi

Psikoloji deyince aklınıza Freud gelmeli, Freud deyince de aklınıza cinsellik gelmeli; çünkü bu adam insan psikolojisinin büyük oranda cinsel güdülerin ürünü olduğunu savunmuştur. Katılabilirsiniz ya da katılmazsınız ama kabul etmelisiniz ki cinsellik beyninizin büyük kısmını dolduruyor ve bu da Freud’un yine büyük oranda haklı olduğunu gösteriyor.

Bu yazı bilimsel bir yazı olmayacak ama bilimsel ögeler içerecek, siyasi bir yazı da olmayacak ama hem muhafazakar kesimin hem de aşırı özgürlükçü düşünen bireylerin düşüncelerini tırmalayacak öğeler barındıracak. O zaman yazıma cinselliğin kendime göre tanımını yaparak başlayayım:

Cinsellik Nedir?

Eğer evrime inanıyorsanız, cinselliği kontrol edilemez duygular ya da ihtiyaçlar listesine sokup içgüdü deyip geçerdiniz ve bu cinselliği yemek içmek gibi temel ihtiyaçların arasına sokardı. İnanmıyorsanız da sorun değil, cinselliğe en fazla kısmen kontrol edilebilir bir ihtiyaçtır deyip adını güdü koyardınız… Ama daha ileriye gidemezsiniz, çünkü cinselliğin bir ihtiyaç olduğunu ve kısmen de olsa kontrol edilemeyeceğini kabul etmek zorundasınız.

Cinsellik güdüsü nasıl kontrol edilebilir?

Doğadaki hayvanları izlerseniz onlarda cinselliğin dönemleri vardır. Bu dönemlerde hayvanlar, genellikle erkekler, cinselliğe hazır karşı cinsi bulup çiftleşirler. Karşı cinsin hazır olup olmadığını ise öncelikle koku, cinsel organın rengi gibi etmenlerden anlarlar.

Cinselliğe hazır hayvan etrafa bunu açığa çıkaracak kokular yayar. Erkek bu kokuyu alır ve ne yapması gerektiğini bilir. İnsanda da durum böyledir. Erkek, belirli dönemlerde, kadının cinselliğini (cinsel organını) çağrıştıracak her şeyden etkilenir ve o andan itibaren de Ata Demirer’in dediği gibi: “Beyniyle cinsel organı yer değiştirir.”

Peki Kontrol bunun neresinde?

İşte burada ortaya, islamcıların şiddetle savunduğu, femen gibi bazı grupların ise “benim vücudum benim kararım” gibi söylemlerle karşı çıktığı kapanma kavramı ortaya çıkıyor.

İnsanlık, cinsel güdülerini, cinselliği çağrıştıracak görüntüleri en aza indirerek kontrol etmiştir yüzyıllardır. Cinsel organlarını gizlemiştir. Bu zamanla dinsel bir inanış şeklini de almıştır. Belki de bizzat tanrı buyruğudur ya da öyle olduğu için tanrı buyurmuştur, fark eder mi?

Türkiyedeki özgürlükçülerin model aldığı bazı Avrupa ülkelerinde artık bazı aykırı gruplar türemiştir. Bu insanlar hiç bir dinsel düşünceye bağlı olmadıkları halde, cinsel bölgelerin, cinselliği çağrıştıracak her türlü hareketin diğer insanların hareketlerini kısıtladıkları gerekçesiyle özgürlük olarak değerlendirilemeyeceğini, cinselliğin kontrol edilemeyecek bir güdü olduğunu savunup insanların aşırı çıplaklığına karşı çıkmaktadır.

Tersine kontrol

İnsanlık cinselliğini böylesine basit bir yöntemle kontrol altında tutmaya çalışmıştır, buna rağmen insanlık yaptığı işlerin yüzde doksan dokuzunu cinsellik adına yapmıştır. Ama varmak istediğim nokta şu aslında, cinselliğin kısmen kontrol edilebilirliği artık sizin adınıza başkaları tarafından kullanılmaktadır.

Cinselliğinizi kullanarak sizi kontrol ediyorlar.

Bunu din adına yapıyorlar, baskı altında tutuyorlar. Bu tehlikelidir çünkü cinsellik bir ihtiyaçtır, bir öcü değildir. Ama daha da tehlikelisi, bunu sizi kontrol edip sizden kazanç sağlamak adına yapıyor olmalarıdır.

Bunu nasıl yapıyorlar?

Bunu yapmak artık çok kolay, porno endüstrisi bunu direk kullanan bir sektör ama bununla sınırlı değil, insanlar artık yiyeceğiniz yemeği bile size pazarlamak için cinselliği ön plana çıkarıyor. Medya kanalı ile beyinlerinize cinsellik pompalanıyor, günün her saniyesi cinselliğinizi aktif tutmaya çalışıyorlar ki bundan kazanç sağlayabilsinler…

Freud haklıydı… Bir çok entel bunun çok saçma olduğunu söyler. Kendilerini aşmış, niçenin üst insanı olmuş kişiler için doğrudur belki çok saçmadır ama insanlığın milyonda dokuz yüz doksan dokuz bin dokuz yüz doksan dokuzu o seviyeye ulaşmamıştır.

Bilimsel bilgi arıyorsanız buradan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: