2700 Yıl Öncesinden Bir Ses: Kral Asativatas’ın Seslenişi

Çukurova bölgesi, tarihi ve antik şehirleri ile komple bir açık hava müzesi. Ancak bir tanesi var ki, resmi olarak Türkiyenin İlk Açık Hava Müzesi: Karatepe Açık Hava Müzesi.

Karatepe Açık Hava Müzesi, Osmaniye İlinin, Kadirli İlçesi sınırları içerisinde, Arslantaş barajının kenarında konumlanmış, zamanının önemli yollarının üzerine kurulmuş bir şehrin kalıntılarını korumak için inşa edilmiş ve tarih severlerin hizmetine sunulmuş. Bu müzenin tek önemli özelliği Türkiye’nin ilk açık hava müzesi olması değil, içerisinde bulunan iki alfabe (Hitit ve Çivi yazısı alfabeleri)  yazılmış kitabeler sayesinde Hitit alfabesinin de çözülmesini sağlamış ve arkeoloji literatürüne büyük bir katkıda bulunmuştur. Bu katkıyı tabii ki Antik Şehir kendi kendine yapmamıştır, bu konuda yakın zamanda hayatını kaybetmiş olan Halet ÇAMBEL’in çabaları çok önemlidir.

Halet Çambel, önceleri çobanlar arasında konuşulan bir dedikodu üzerine giderek çok zor şartlarda bu şehrin keşfedilmesini sağlar. Kazı çalışmaları bittikten sonra ve yazıtlar çözüldükten sonra sorumlu diğer kişiler işlerinin bittiğini söyleyerek kazı alanını kaderine terkedip giderler. Kalıntıların müzeye taşınması mümkün olmadığından, oldukları yerde muhafaza edilmesi gerekir. Ama su ve yolun olmadığı, at üzerinde saatlerce süren bir yolculuktan sonra ulaşılan bu yere inşaat yapmayı kimse kabul etmez. İşte burada, eşşiz bir azim ve kararlılık örneği Gösteren Halet ÇAMBEL ve eşi buraya taşıma suyla Türkiye’nin ilk açık hava müzesini inşaa ederler. Müzede şu anda onun bir heykeli bulunmaktadır.

Bu müzeyi ilginç yapan bir sürü özelliği var. Yapılış hikayesi bunlardan biri, içerisinde barındırdığı yüzlerce heykel, yazıt ve minyatürler de diğerleri. Ama benim asıl ilgimi burayı yapan, Kral Asativas’ın 2700 yıl öncesinden günümüze kadar gelen sözleri. Hiç uzatmadan müzede orijinal dilinde yazılmış halini görebileceğiniz yazıtın Türkçesini ekliyorum:

Ben gerçekten Asativatas’ım
Güneşimin adamı, Fırtına Tanrısı’nın kulu
Avariku’sun büyük kıldığı, Adanava hükümdarı
Beni Fırtına Tanrısı Adanava kentine ana ve baba yaptı ve Adanava kentini ben geliştirdim
Ve Adanava ülkesini genişlettim, hem gün batısına, hem de gün doğusuna doğru.
Ve benim günümde Adanava kentine refah,tokluk, rahatlık tattırdım, ve Pahara depolarını doldurdum
Ata at kattım, kalkana kalkan orduya ordu kattım, herşey Fırtına Tanrısı ve Tanrılar için,
çalımlıların çalımını kırdım.
Ülkede kötü olanları ülke dışına attım
Kendime bey konakları kurdum, soyumu rahata kavuşturdum ve baba tahtına oturdum, bütün krallarla barış kurdum.
Krallar da beni ata bildiler, adaletim, bilgeliğim, ve iyi yüreğim için.
Bütün sınırlarımda güçlü kaleler kurdum, kötü kişilerin, çete başlarının bulunduğu sınırlarda;
Mopsos evine boyun eğmeyenlerin hepsini ben , Asativatas, ayağımın altına aldım.
Buralardaki kaleleri yok ettim, kaleler kurdum ki Adanavalılar rahat ve huzur içinde yaşaya.
Gün batısına doğru benden önceki kralların alt edemediği güçlü ülkeleri alt ettim.
Ben Asativatas, bunları alt ettim, kendime kul ettim ve onları ülkemin gündoğusuna doğru, sınırlarımın içine yerleştirdim.
Ve günümde Adanava sınırlarını gün batısına, gerekse gün doğusuna doğru genişlettim.
Öyle ki, önceleri korkulan yerlerde, erkeklerin yola gitmekten korktukları ıssız yollarda, günümde kadınlar kirmen eğirerek dolaşmaktadır.
Ve benim günümde bolluk, tokluk, rahat ve huzur vardı.
Ve Adanava ve Adanava ülkesi huzur içinde yaşıyordu.
Ve bu kaleyi kurdum ve ona Asativadaya adını vurdum,
Fırtına Tanrısı ve tanrılar beni buna yönelttiler, ta ki bu kale Adana ovasının ve Mopsos evinin koruyucusu olsun.
Günümde Adana ovası topraklarında bolluk ve huzur vardı,
Adanava’lılardan günümde kılıçtan geçen kimse olmadı.
Ve ben bu kaleyi kurdum, ona Asativadaya adını vurdum.
Oraya Fırtına Tanrısı’nı yerleştirdim ve ona kurbanlar adadım; yılda bir öküz, çift sürme zamanı bir koyun, güzün bir koyun adadım.
Fırtına Tanrısını takdis ettim, bana uzun günler, sayısız yıllar ve bütün kralların üstünde büyük bir güç bahşetti.
Ve bu ülkeye yerleşen halk öküz, sürü, bolluk ve içkiye sahip oldu, dölleri bol oldu, Fırtına Tanrısı ve tanrılar sayesinde.
Asativatas’a ve Mopsos evine kulluk ettiler.
Ve eğer krallar arasında bir kral, prensler arasında bir prens, hatırı sayılır bir insan Asativatasan’ın adını bu kapıdan siler, buraya başka bir ad yazar, bunun ötesinde bu kente göz diker ve Asativatas’ın yaptırdığı bu kapıyı yıkar, yerine başka bir kapı yapar ve ona kendi adını vurursa, aç gözlülük, kin ya da hakaret amacıyla bu kapıyı yıkarsa, o zaman Gök Tanrısı, Yer Tanrısı ve Evrenin Güneşi ve bütün tanrıların gelen kuşakları bu kralı, bu prensi ya da hatırı sayılır kişiyi yeryüzünden sileceklerdir.
Yalnızca Asativatas’ın adı ölümsüzdür, sonsuza dek,
Güneşin ve Ayın adı gibi.
Kral Asativatas’ı sevdim. Yaptıklarını böbürlene böbürlene anlatmasını ve adının ölümsüz olacağını belirtmesine rağmen, gayet alçak gönüllü ve halkçı buldum. Bu adam ne yaptıysa halkı için yapmış helal olsun.
Yolunuz Kadirli tarafına düşerse, ki düşsün, bu müzeyi ziyaret etmeyi unutmayın, ki unutmayın!

 

 

You May Also Like

About the Author: Ümit YAŞAR

Eğitim Fakültesi Mezunu, Sosyoloji okuyor. Psikoloji, sosyoloji ilgi alanı. Bisiklete binmeyi, tenis oynamayı ve fotoğraf çekmeyi sever.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir